ABD ordusunun verilerine göre, Cumartesi günü 55 geminin geçiş yaptığı stratejik Hürmüz Boğazı, İran ordusunun su yolunu yeniden kapattığını duyurmasıyla uluslararası deniz trafiğinde yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. Boğaz, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği hayati bir geçiş noktası olarak biliniyor. İran'ın bu hamlesi, bölgedeki gerginliği tırmandırırken, ABD ve müttefiklerinin askeri varlığını artırmasına yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı: Gerginlik ve Restleşme
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve İran ile Umman arasında yer alan stratejik bir su yoludur. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'si ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin önemli bir kısmı bu boğazdan geçmektedir. Son yıllarda ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İran'ın nükleer programı etrafındaki anlaşmazlıklar, bölgedeki tansiyonu sürekli yüksek tutmuştur.
İran, daha önce de benzer tehditlerde bulunmuş ve 2019'da birkaç tankere el koyarak geçişleri engellemişti. ABD ise bu tür girişimleri 'uluslararası hukukun ihlali' olarak nitelendiriyor ve serbest geçişi sağlamak için 'Centurion' gibi deniz koalisyonları oluşturmuş durumda. Son olay, İran'ın askeri tatbikatlarını sürdürdüğü bir döneme denk geldi.
Boğazın kapatılması, sadece bölgesel değil, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyen bir potansiyele sahip. 2019 yılında yaşanan gerilimler sırasında petrol fiyatları hızla yükselmişti. Şu anda da benzer bir senaryo, durgun küresel ekonomi için yeni bir darbe anlamına gelebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Güvenliği ve Askeri Dengeler
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, başta Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinin petrol ve gaz ihracatını doğrudan tehdit eder. Bu ülkeler için alternatif ihracat yolları (örneğin, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'deki boru hatları) bulunsa da, kapasiteleri sınırlıdır ve maliyetleri yüksektir. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Asya'daki başlıca ithalatçı ekonomiler, ciddi bir arz kesintisiyle karşı karşıya kalır.
Askeri açıdan, ABD Donanması'nın Beşinci Filosu, Bahreyn'deki üssünden boğazı denetlemektedir. Son yıllarda İran, hızlı saldırı botları, mayınlar ve anti-gemi füzeleriyle ABD savaş gemilerine karşı bir 'asimetrik savaş' stratejisi geliştirmiştir. Bu durum, bölgede her an bir çatışma riskini canlı tutmaktadır. İran'ın son kapatma tehdidi, aslında Batı'ya karşı bir pazarlık kozu olarak da değerlendirilmektedir; Tahran, nükleer müzakerelerde veya yaptırımlar konusunda taviz koparmayı amaçlayabilir.
Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi Asya devleri de bu durumdan en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Her iki ülke de enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını Körfez'den karşılıyor. Olası bir kriz, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ni ve Hindistan'ın enerji güvenliğini tehdit eder.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık %90'ını ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki bir krizden doğrudan etkilenecektir. Her ne kadar Türkiye ham petrol ve doğal gazının büyük kısmını Rusya, İran, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Azerbaycan gibi farklı kaynaklardan temin ediyor olsa da, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyecektir. Ayrıca, Türkiye'nin rafinerileri ağırlıklı olarak orta-ağır ham petrol işlemektedir; Suudi Arabistan ve Irak'tan gelen bu kalite ham petrolde yaşanacak arz sıkıntısı, akaryakıt fiyatlarına yansıyacaktır. Türkiye, aynı zamanda boğazın kapanması durumunda uluslararası ticarette yeni rotalar arayışına girebilir; bu durum, Türkiye'nin enerji ticaret merkezi olma hedefini zora sokabilir. Bölgedeki askeri gerilim ise Türkiye'nin İran ile olan sınır güvenliğini ve İran'ın nükleer programına yönelik diplomatik pozisyonunu da yakından ilgilendirmektedir.