Dünyanın en kritik petrol taşıma güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndan Çarşamba günü yalnızca üç geminin geçtiği bildirildi. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan habere göre, normalde günde onlarca tankerin geçtiği boğazdaki trafikte dramatik bir düşüş yaşandı. Bu gelişme, bölgede son haftalarda tırmanan İran-İsrail gerilimi ve Kızıldeniz'deki Husi saldırılarının ardından deniz taşımacılığında artan risk algısının somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı Neden Hayati Önemde?
Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol ve doğalgaz ihracatının neredeyse tamamının geçtiği tek çıkış noktası. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, 2023 yılında boğazdan günde yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşındı. Bu, küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birine denk geliyor. Ayrıca Katar'ın sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının tamamı da bu boğazdan geçiyor.
Boğazın en dar noktası yalnızca 33 kilometre genişliğinde ve gemi trafiği için ayrılan şeritler her yönde sadece 3 kilometre. Bu coğrafi daralma, herhangi bir askeri gerilim veya sabotaj durumunda küresel enerji arzının hızla kesintiye uğrayabileceği anlamına geliyor.
Son Haftalarda Artan Gerilim
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik düşüşü, bölgede art arda gelen tırmanmaların ardından geldi. İsrail'in 1 Nisan'da Şam'daki İran konsolosluk binasına düzenlediği ve aralarında üst düzey İranlı komutanların da bulunduğu saldırı, Tahran'ın misilleme tehditlerini gündeme getirdi. İran, 13-14 Nisan gecesi İsrail'e yüzlerce insansız hava aracı ve füze fırlattı. İsrail'in de karşılık verdiği bildirildi. Bu karşılıklı saldırılar, bölgede doğrudan bir devletler arası çatışma riskini artırdı.
Öte yandan, Yemen'deki Husi güçlerinin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları aylardır devam ediyor. Husi liderleri, Hürmüz Boğazı'nı da hedef alabilecekleri tehdidinde bulunmuştu. Bu tehditler, denizcilik şirketlerinin rotalarını değiştirmesine ve sigorta maliyetlerinin fırlamasına neden oldu. Hürmüz'deki son düşüş, bu belirsizliğin doğrudan bir sonucu olarak görülüyor.
Küresel Enerji Piyasalarına Etkisi
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik azalması, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Brent petrolün varil fiyatı, son haftalarda Orta Doğu'daki gerilimin etkisiyle 90 doların üzerine çıkmıştı. Uzmanlar, boğazdan geçişlerin daha da azalması durumunda fiyatların 100 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa ve Asya'daki rafineriler, alternatif tedarik yolları arayışına girmiş durumda. Ancak Hürmüz'ün alternatifi bulunmuyor; Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'e uzanan Doğu-Batı boru hattı sınırlı kapasiteye sahip ve Husi saldırıları nedeniyle riskli.
Uluslararası denizcilik kuruluşları, gemilere Hürmüz ve çevresinde azami dikkat çağrısı yapıyor. Bazı armatörler, mürettebat güvenliği için seferlerini geçici olarak durdurma veya rotalarını değiştirme kararı aldı. Bu durum, küresel tedarik zincirinde yeni gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik düşüşü, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi üzerinden karşılıyor. İran'dan yapılan doğalgaz ithalatı ve Irak'tan gelen petrol, bu güzergâha bağımlı. Boğazdaki kesinti, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini daha da hassaslaştırıyor. Ankara'nın hem İran hem de Körfez ülkeleriyle ilişkilerini yönetme çabası, bu tür gelişmelerle daha da zorlaşabilir.