Hürmüz Boğazı'nda, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunda, haftanın başında 20'den az kargo gemisinin geçiş yaptığı bildirildi. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump'ın boğazın 'açık' olduğu yönündeki açıklamalarının aksine, bölgedeki güvenlik endişelerinin ticari trafiği ciddi şekilde etkilediğini gösteriyor. Gemi takip şirketi Kpler'in verilerine göre, 10 Mart 2025 Pazartesi günü TSİ 05:28'de yayımlanan ön veriler, boğazdan yalnızca dört geminin geçtiğini ortaya koydu. Bu sayı, normal şartlarda günlük ortalama 20-30 gemilik geçiş trafiğinin oldukça altında.
Gelişmenin arka planı: Artan gerilim ve kısıtlamalar
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve İran ile Umman arasında yer alan stratejik bir geçiş noktasıdır. Dünya ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin önemli bir bölümü bu boğaz üzerinden yapılmaktadır. Son haftalarda, İran'ın bölgedeki askeri tatbikatları ve ABD ile İran arasında artan gerilim, deniz taşımacılığında ciddi aksamalara yol açtı. Özellikle İran'ın, uluslararası toplumla yaşadığı nükleer anlaşmazlık ve yaptırımlar nedeniyle boğazı kapatma tehditleri, gemi sahiplerini ve sigorta şirketlerini tedirgin ediyor.
Kpler verileri, 10 Mart sabahı itibarıyla boğazı geçen dört geminin yanı sıra, birkaç geminin de bekleyişte olduğunu gösteriyor. Bu durum, bazı enerji şirketlerinin rotalarını değiştirerek Ümit Burnu üzerinden daha uzun ve maliyetli bir yol izlemeye başladığı yönündeki haberlerle de örtüşüyor. Uzmanlar, bu gelişmenin küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği ve jeopolitik riskler
Hürmüz Boğazı'ndaki bu daralma, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerin petrol ve doğalgaz ihracatı büyük ölçüde bu boğaza bağımlı. Boğazın olası bir kapatılması veya ciddi bir aksama, dünya petrol fiyatlarında ani ve büyük bir sıçramaya neden olabilir. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilir.
ABD Başkanı Trump'ın 'boğazın açık olduğu' yönündeki açıklamaları ise, bölgedeki fiili durumu yansıtmıyor gibi görünüyor. Trump'ın bu ifadesi, İran'a yönelik bir mesaj olarak yorumlansa da, denizcilik verileri ticari trafiğin ciddi şekilde azaldığını gösteriyor. Bölgede ABD öncülüğünde yürütülen deniz güvenliği operasyonları, gemilerin güvenliğini sağlamakta yetersiz kalırken, İran'ın uzaktan kumandalı insansız hava araçları ve deniz mayınları gibi asimetrik tehditleri, gemi sahiplerinin risk algısını artırıyor.
Uzmanlara göre, bu durumun devam etmesi halinde, küresel deniz ticaretinde önemli bir dönüşüm yaşanabilir. Şirketler, rota değişikliği ve alternatif enerji kaynakları arayışına girebilir. Bu da uzun vadede enerji piyasalarında ve jeopolitik dengelerde kalıcı değişikliklere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmelerden doğrudan etkilenebilir. Türkiye, ham petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden sağlamaktadır. Boğazdaki aksama, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve tedarik güvenliğini tehdit edebilir. Öte yandan Türkiye, Orta Doğu'daki istikrarsızlıkların kendi enerji güvenliği üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için alternatif kaynak ve güzergâh arayışlarını sürdürmektedir. Bu bağlamda, Türkiye'nin bölgedeki diplomasi ve enerji politikalarının, bu tür riskleri göz önünde bulundurarak şekillenmesi gerektiği açıktır. Ayrıca, Türkiye'nin boğazın güvenliğine ilişkin uluslararası çabalara katkı sağlaması ve enerji arz güvenliğini çeşitlendirmesi büyük önem taşımaktadır.