Singapur, 22 Temmuz (Reuters) - Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemi sayısı, ABD ve İran arasındaki devam eden saldırıların gölgesinde artan güvenlik endişeleri nedeniyle salı günü bir kez daha düşüş gösterdi. Deniz taşımacılığı verilerine göre, boğazdan salı günü yalnızca üç adet emtia gemisi geçiş yaptı. Bu rakam, geçen hafta boyunca ortalama 12-15 olan günlük geçiş sayısının oldukça altında. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve küresel enerji güvenliği açısından kritik bir su yolu olarak kabul ediliyor.
Artan gerilim ve deniz trafiğine etkisi
Son haftalarda ABD ve İran arasında tırmanan gerginlik, bölgedeki deniz ticaretini doğrudan etkilemeye başladı. ABD merkezli bir deniz güvenlik şirketi tarafından yayınlanan verilere göre, boğazdan geçen tanker ve yük gemisi sayısı, geçen ayın başından bu yana yüzde 40 oranında azaldı. Özellikle İran'ın, ABD savaş gemilerine yönelik taciz edici manevraları ve son olarak bir İngiliz tankerine el koyması, uluslararası denizcilik şirketlerini bölgeden kaçınmaya itiyor. Deniz sigorta primleri de aynı dönemde yüzde 50 artış gösterdi. Birçok büyük nakliye şirketi, güzergâhlarını değiştirerek Süveyş Kanalı veya Ümit Burnu alternatiflerini tercih ediyor.
Küresel petrol piyasalarına yansımalar
Hürmüz Boğazı'ndaki daralma, küresel petrol fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Petrol varil fiyatı, son iki haftada yüzde 8 artarak 72 dolar seviyesine yükseldi. Uzmanlar, boğazın tamamen kapanması durumunda petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkabileceğini belirtiyor. Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, alternatif boru hatları üzerinden ihracat yapma kapasitesine sahip olsa da, bu hatların mevcut talebi karşılaması mümkün görünmüyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, 2023 yılında Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 17 milyon varil petrol geçti. Bu rakam, küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 18'ine denk geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve Suudi Arabistan'dan karşılasa da, geçiş ücretleri ve sigorta primlerindeki artış ithalat maliyetlerini yükseltiyor. Ayrıca, boğazın tıkanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki enerji koridorlarına olan bağımlılığını artırabilir. Diplomatik açıdan, Türkiye hem İran hem de ABD ile ilişkilerini dengelemek zorunda. Geçmişte olduğu gibi, Türkiye arabuluculuk rolü üstlenebilir; ancak mevcut durumda bölgesel güçlerin pozisyonları oldukça katı görünüyor.