İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası gemilere açık kalacağını ancak transit geçişler için ücret alınacağını açıkladı. Bu açıklama, Tahran'ın stratejik su yolunu kontrol altına alma girişimlerini gündeme taşırken, bölgedeki enerji akışına ilişkin endişeleri de beraberinde getirdi. Celali'nin ifadeleri, İran'ın boğazı askeri bir koz olarak kullanma kapasitesini hatırlatırken, uluslararası toplumun tepkisini çekmiş durumda. Japonya ise, mayıs ayında bir Japon şirketi tarafından işletilen ham petrol tankerinin boğazdan geçişi sırasında herhangi bir ücret ödenmediğini duyurarak İran'ın iddialarını fiilen reddetti.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği hayati bir su yolu olarak biliniyor. İran, uzun yıllardır boğazın kontrolünü jeopolitik bir enstrüman olarak kullanıyor. 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımların yeniden uygulanmasının ardından Tahran, boğazı kapatmakla tehdit etmişti. Ancak bu tehditler genellikle gerçekleşmedi. Son açıklamada ise İran, boğazın tamamen kapatılmayacağını ancak geçişlerin ücrete tabi olacağını söyleyerek daha farklı bir strateji izliyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan resmi bir açıklama olmamasına rağmen, Celali’nin Moskova'daki sözleri Tahran'ın bu konudaki niyetini göstermesi açısından önemli.
Japonya'nın açıklaması ise İran'ın iddiasını zayıflatıyor. Mayıs ayında geçiş yapan tankerin Japon şirketi Mitsui O.S.K. Lines tarafından işletildiği ve herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirildi. Bu durum, İran'ın olası bir ücretlendirme sisteminin uluslararası deniz hukukuna uygun olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre uluslararası boğazlarda transit geçiş serbestisi bulunuyor ve bu geçişler herhangi bir ücrete tabi tutulamıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın statüsü, yalnızca İran için değil, tüm küresel enerji piyasaları için kritik önem taşıyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, 2023 yılında günde yaklaşık 17 milyon varil petrol bu boğazdan geçti. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin ihracatı için hayati olan bu geçiş yolu, özellikle Asya pazarlarına ulaşımda kilit rol oynuyor. İran'ın ücretlendirme girişimi, uluslararası ticaret akışlarını tehdit edebilir ve petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden olabilir.
ABD, daha önce Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için deniz koalisyonları oluşturmuştu. 2019'da başlatılan 'Operasyon Sentinelle' gibi girişimler, boğazın açık kalmasını ve serbest geçişi garanti altına almayı hedefliyordu. İran'ın yeni ücretlendirme tehdidi, bu koalisyonların yeniden canlanmasına yol açabilir. Ayrıca Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları da bu gelişmeden doğrudan etkilenecek. İran ise ekonomik yaptırımlar altında boğazdan elde edeceği ek gelirle ayakta kalmaya çalışıyor olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın istikrarından doğrudan etkileniyor. Boğazdan geçen petrolün fiyatlanmasındaki olası artış, Türkiye'nin enerji maliyetlerini yukarı çekebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile komşu olması ve Irak'tan gelen petrol boru hatlarının güvenliği açısından bölgedeki deniz güvenliğine duyarlı. Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile yönetilen bir boğaza sahip olması, uluslararası deniz hukukuna vurgu yapmasını doğal kılıyor. Bu nedenle Ankara, İran'ın tek taraflı ücretlendirme girişimine karşı uluslararası hukuka uygun bir çözüm çağrısında bulunabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin İran ile enerji işbirliği ve bölgesel diyalog kanalları açık olduğu için, krizin iki ülke ilişkilerine yansıması sınırlı kalabilir.