İran'ın, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere ücret talep etme girişimi, Basra Körfezi'nde yeni bir krize yol açtı. Tahran yönetiminin bu hamlesi, Körfez Arap ülkeleriyle zaten gergin olan ilişkileri daha da germenin yanı sıra, nükleer anlaşma müzakerelerini de olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, İran'ın bu adımının uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu ve küresel enerji tedarikini tehdit ettiğini belirtiyor.
İran'ın Geçiş Ücreti Talebinin Arka Planı
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, uluslararası deniz trafiği için hayati bir geçit niteliğinde. İran, daha önce de boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak bu kez doğrudan geçiş ücreti talep ederek yeni bir strateji izliyor. Tahran'ın bu girişimi, uluslararası hukukta serbest geçiş hakkını düzenleyen Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) açık bir aykırılık olarak değerlendiriliyor.
İran Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, söz konusu ücretin 'çevre koruma ve güvenlik hizmetleri' için alınacağını iddia ederken, Körfez ülkeleri bu gerekçeyi 'tamamen asılsız' olarak nitelendiriyor. Bahreyn, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ortak bir bildiri yayımlayarak, İran'ın bu talebini 'kabul edilemez' olarak tanımladı ve uluslararası toplumu Tahran'a karşı önlem almaya çağırdı.
ABD Beşinci Filosu'ndan yapılan açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'nda serbest ve kesintisiz geçişin sağlanması ABD'nin önceliğidir. Her türlü girişime karşı caydırıcı tedbirler almaya hazırız' denildi. Bu açıklama, bölgede askeri bir gerginlik olasılığını da gündeme getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nda olası bir kısıtlama, küresel petrol fiyatlarını anında etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, özellikle Ukrayna savaşı nedeniyle zaten yüksek olan enerji fiyatlarını daha da yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi büyük petrol ithalatçıları, bu durumdan en fazla etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor.
Öte yandan, İran'ın bu girişimi, Körfez ülkeleriyle İsrail arasında giderek yakınlaşan ilişkileri de hızlandırabilir. İsrail Dışişleri Bakanı, 'İran'ın saldırgan politikaları, tüm bölge ülkelerini ortak bir düşmana karşı birleştiriyor' ifadelerini kullandı. Ayrıca, bu kriz, ABD'nin İran ile nükleer müzakerelerde elini zayıflatabilecek bir faktör olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yoldan önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılamaktadır. Geçiş ücreti krizi, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ticaretinde bir koridor olma hedefi, bu tür jeopolitik risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürüterek bu krizden en az zararla çıkmaya çalışacaktır. Uzun vadede ise Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabaları, bu tür krizlere karşı bir sigorta işlevi görebilir.