İran ile ABD arasındaki gerilim tırmanırken, Hürmüz Boğazı ve Babu'l-Mendeb Boğazı'nın kapanma riski uluslararası enerji piyasalarında büyük bir tedirginliğe yol açtı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato'ya yaptığı açıklamada, savaşın şimdiye kadar Amerikan hazinesine 37,5 milyar dolara mal olduğunu bildirdi. Bu açıklama, özellikle Orta Doğu'da artan askeri faaliyetlerin ve olası bir boğaz kapanmasının potansiyel ekonomik sonuçlarını ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu iken, Babu'l-Mendeb de Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki hayati bir geçiş noktasıdır. Bu iki boğazın aynı anda kapanması, küresel petrol arzında ciddi bir daralmaya yol açabilir.
Gelişmenin Arka Planı
İran yönetimi, ABD yaptırımları ve artan askeri baskı karşısında, stratejik boğazları kullanarak misilleme yapma tehdidini sık sık dile getiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı, İran'ın askeri müdahalesine açık bir bölge olarak biliniyor. İran, daha önce de tankerleri alıkoyarak ve mayın döşeyerek bu boğazı fiilen kapatma girişimlerinde bulunmuştu. Babu'l-Mendeb Boğazı ise Yemen'deki Husilerin İsrail bağlantılı gemilere saldırmasıyla gündeme geliyor. ABD liderliğindeki koalisyon, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için devriyeler düzenliyor ancak son haftalarda saldırıların yoğunlaştığı görülüyor.
Savunma Bakanı Hegseth'in Senato'daki ifadeleri, ABD'nin bölgedeki askeri harcamalarının boyutunu gözler önüne seriyor. 37,5 milyar dolar, sadece son çatışma dönemine ait olup, ABD'nin Irak ve Afganistan savaşlarından bu yana Orta Doğu'da yaptığı toplam harcamaların çok küçük bir kısmını oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Boğazların kapanması, sadece bölge ülkeleri için değil, küresel ekonomi için de bir kriz anlamına geliyor. Küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmı bu güzergahlardan geçiyor. Örneğin, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol ihracatının neredeyse tamamı Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor. Babu'l-Mendeb ise Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan bir enerji koridoru. Herhangi bir kesinti, petrol fiyatlarının rekor seviyelere fırlamasına neden olabilir.
Buna ek olarak, İran'ın nükleer programı ve ABD'nin yaptırımları, bölgedeki gerilimi daha da artırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, olası bir arz krizine karşı stratejik petrol rezervlerinin kullanıma hazır olduğunu duyurdu. Ancak bu rezervlerin sadece geçici bir çözüm sunabileceği, uzun vadede ise küresel ekonominin ciddi bir darbe alacağı tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacını büyük ölçüde ithal eden bir ülke olarak, bu iki boğazın güvenliğine doğrudan bağımlı değildir. Ancak küresel enerji piyasalarındaki herhangi bir fiyat artışı, Türkiye'nin enerji faturasını ve dolayısıyla cari açığını olumsuz etkiler. Ayrıca Türkiye, Karadeniz'den Orta Doğu'ya uzanan bir enerji koridoru olma hedefi doğrultusunda, alternatif güzergahlar üzerinde çalışmaktadır. Bu bağlamda, boğazların kapanması Türkiye'nin enerji merkezi olma projelerini hızlandırabilir. Öte yandan, bölgedeki askeri gerilimler Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve Libya, Suriye gibi komşu bölgelerdeki çıkarlarını da etkileyebilir. Türkiye, bu krizde diplomatik çözümlerin ön planda tutulmasını savunmakta ve tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk rolü üstlenmektedir.