Hong Kong Baptist Üniversitesi'nden temmuz ayında mezun olan 22 yaşındaki Carol Chen, mezuniyetinden haftalar önce bir kararın eşiğindeydi: Şehirde kalıp çalışmak mı, yoksa anakaraya dönmek mi? Yaptığı hesap, Hong Kong'da bir oda kiralamanın, yeni mezunlara ödenen ortalama 20.000 Hong Kong doları (yaklaşık 2.552 ABD doları) maaşın yarısını götüreceğini gösteriyordu. Geriye kalan 10.000 dolar ise ulaşım, yemek ve diğer temel ihtiyaçlarla tükeniyor, birikim yapmaya neredeyse hiç pay bırakmıyordu. Chen, "Anakarada daha düşük maaş alabilirim ama yaşam maliyeti de çok daha düşük. Ayrıca aileme daha yakın olurum," diyerek memleketi Şanghay'a dönme kararını açıkladı. Chen'in hikayesi, Hong Kong'daki Çinli öğrencilerin giderek yaygınlaşan bir eğilimini yansıtıyor: Mezuniyet sonrası şehri terk etmek.
Artan maliyetler ve azalan cazibe
Hong Kong, on yıllardır Çin anakarasından gelen öğrenciler için bir cazibe merkezi oldu. İngilizce eğitim, uluslararası bir ortam ve daha yüksek maaşlar vaat eden şehir, özellikle 2019 protestoları ve ulusal güvenlik yasasının ardından bu cazibesini kaybetmeye başladı. Ancak son dönemdeki en büyük itici güç, ekonomik faktörler oldu. Hong Kong'un konut fiyatları dünyanın en pahalıları arasında yer alırken, kiralar da benzer şekilde yüksek. Yeni mezun bir çalışanın maaşının büyük bir kısmı barınma giderlerine gidiyor. Ayrıca, anakaradaki şehirlerin hızla gelişmesi ve yaşam standartlarının yükselmesi, Hong Kong'un görece avantajını aşındırdı. Şanghay, Pekin ve Shenzhen gibi şehirler artık benzer iş fırsatları sunarken, yaşam maliyeti çok daha düşük. Kültürel farklılıklar da önemli bir faktör. Hong Kong'un kendine özgü kültürü ve lehçesi, anakaradan gelen öğrenciler için zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Özellikle 2019'daki protestolar ve ardından gelen siyasi gerilim, bazı öğrencilerin kendilerini yabancı hissetmesine neden oldu. Birçok öğrenci Hong Kong'un artık 'yabancı' değil, 'farklı' olduğunu söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yetenek savaşları ve Hong Kong'un geleceği
Çinli öğrencilerin Hong Kong'dan ayrılması, sadece bir eğilim değil, aynı zamanda şehrin uzun vadeli rekabet gücü için bir tehdit. Hong Kong, geleneksel olarak bölgesel bir finans merkezi ve yetenek havuzu olarak konumlandı. Ancak anakara şehirlerinin yükselişi ve Singapur gibi rakiplerin agresif politikaları, Hong Kong'un bu rolünü sorgulatıyor. Singapur, son yıllarda finans ve teknoloji alanında uluslararası yetenekleri çekmek için vergi teşvikleri ve oturum kolaylıkları sunuyor. Bu durum, küresel yetenek savaşlarında Hong Kong'un geride kalmasına neden olabilir. Öte yandan, Çin hükümeti Hong Kong'u uluslararası bir merkez olarak desteklemeye devam ediyor, ancak öğrencilerin anakaraya dönüşü, 'Beyin Göçü' endişelerini de beraberinde getiriyor. Yine de, bu eğilimin Hong Kong ekonomisi üzerindeki etkisi sınırlı olabilir; zira Hong Kong hala yüksek vasıflı iş gücüne sahip ve anakara ile bağları güçlü. Ancak uzun vadede, şehrin yetenek çekme kapasitesi, küresel rekabet gücünü belirleyecek kritik bir faktör olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel yetenek akışındaki değişimler Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü açısından önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, son yıllarda uluslararası öğrenci sayısını artırmak ve nitelikli iş gücünü çekmek için çeşitli politikalar uyguluyor. Hong Kong gibi merkezlerin yaşadığı yetenek kaybı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir fırsat yaratabilir. Ancak Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirebilmesi için yaşam maliyetleri, konut erişilebilirliği ve kültürel uyum gibi alanlarda iyileştirmeler yapması gerekiyor. Ayrıca, bölgesel istikrar ve eğitim kalitesi gibi faktörler de yetenek çekmede belirleyici olacak. Kısacası, Hong Kong'daki bu eğilim, küresel yetenek savaşlarında yeni dengelerin oluştuğunu gösteriyor ve Türkiye'nin bu rekabette konumlanması için bir uyarı niteliği taşıyor.