Hong Kong’da mahkeme, 29 yaşındaki bir adamı kız arkadaşının ölümüne neden olmaktan adam öldürmekten suçlu bulurken, cinayet suçlamasından beraat ettirdi. Sanık, kurbanı zayıflamasına yardımcı olmak amacıyla gece boyunca uyanık tutarken bilmeden aşırı güç kullanarak ölümüne neden olduğunu savundu. Yüksek Mahkeme jürisi, 5’e 2 çoğunlukla verdiği kararda, adamın kız arkadaşını öldürme kastı olmadığına hükmetti. Olay, 2022’nin başlarında çiftin birlikte yaşadığı evde meydana geldi ve kurbanın vücudunda ağır darp izleri tespit edildi. Dava, Hong Kong’da son yıllarda görülen en sıra dışı cinayet davalarından biri olarak dikkat çekiyor.
Davanın arka planı ve iddialar
Mahkeme kayıtlarına göre, sanık (isim gizli) ve 26 yaşındaki kız arkadaşı, 2022 Ocak ayında kavga ettikten sonra birbirlerine şiddet uyguladı. Sanık, kız arkadaşını kilo vermesi için uyanık tutmak amacıyla yüzüne ve vücuduna vurduğunu, ancak amacının ona zarar vermek olmadığını söyledi. Jüri, sanığın bu savunmasını kabul ederek cinayet suçlamasını düşürdü. Savcılık ise sanığın kurbanı bilinçli olarak öldürdüğünü ve onu saatlerce dövdüğünü iddia etmişti. Otopsi raporu, kurbanın çok sayıda kırık kaburga kemiği ve iç kanama sonucu hayatını kaybettiğini gösterdi. Sanık, olay günü polisi arayarak itirafta bulundu ve ardından tutuklandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Dava, Hong Kong’da kadına yönelik şiddet ve cezai sorumluluk konularında kamuoyunda tartışma yarattı. Özellikle “zayıflama amaçlı şiddet” gibi gerekçelerin yasal savunma olarak kabul edilmesi, kadın hakları örgütleri tarafından eleştirildi. Hong Kong Ceza Kanunu’na göre, adam öldürme suçu 10 yıldan müebbet hapse kadar değişen cezalar içeriyor. Benzer davalar, Batı ülkelerinde de “yanlışlıkla öldürme” savunmasının sınırlarını test ederken, Asya’da bu tür bir savunmanın kabul edilmesi nadir görülen bir durum. Uzmanlar, kararın gelecekteki davalarda emsal teşkil edebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye’deki kadına yönelik şiddet ve “töre” veya “namus” gibi gerekçelerle işlenen cinayetlerdeki yasal savunmaları hatırlatıyor. Türk ceza hukuku, “haksız tahrik” indirimi gibi düzenlemeler içerse de, “zayıflamaya yardım” gibi bir savunma tanımıyor. Olayın küresel ölçekte yarattığı tartışma, Türkiye’de de kadın cinayetlerinde faillerin yargılanmasının önündeki engellerle paralellik gösteriyor. Hukuki süreçlerin şeffaflığı ve mağdur haklarının korunması açısından Hong Kong kararı, Türkiye’deki benzer davalarda dikkate alınması gereken bir örnek olabilir.