Hong Kong, yoksulluğu ölçmek için kullandığı eski gelir temelli metriği terk ederek 21 göstergeli yeni bir sistem benimsiyor. 224 sayfalık bir raporda Perşembe günü açıklanan bu değişiklik, önceki yaklaşımın kamu konutları ve sağlık harcamaları için yapılan milyarlarca doları hesaba katmadığı gerekçesiyle yoksul nüfusu olduğundan fazla tahmin ettiği yönündeki eleştirilere dayanıyor. Yeni çerçeve, gelir dışında eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal katılım ve çevresel faktörleri de içerecek.
Yeni yoksulluk ölçütü: 21 gösterge
Hong Kong hükümeti, 2013 yılından bu yana uyguladığı gelir temelli yoksulluk sınırını terk ederek daha kapsamlı bir yaklaşıma geçiyor. Yeni sistemde, hanelerin maddi yoksunluğunu belirlemek için 21 farklı gösterge kullanılacak. Bu göstergeler arasında yeterli beslenmeye erişim, uygun giyim, haftada en az bir kez et/tavuk/balık tüketimi, arkadaşları eve davet edebilme, düzenli hobiler ve yılda bir hafta tatil yapabilme gibi maddi olmayan unsurlar da yer alıyor. Ayrıca, barınma, ulaşım, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal katılım gibi boyutlar da değerlendirmeye alınacak.
Hükümet yetkilileri, yeni yöntemin yoksulluğu daha bütüncül bir şekilde ele alacağını ve kamu harcamalarının yoksullar üzerindeki etkisini daha iyi yansıtacağını belirtiyor. Özellikle sübvansiyonlu kamu konutları ve ücretsiz sağlık hizmetleri gibi devlet yardımları, önceki gelir bazlı ölçümde dikkate alınmıyordu. Bu durum, özellikle düşük gelirli ancak kamu desteklerinden yararlanan hanelerin yoksul olarak sınıflandırılmasına yol açmıştı. Yeni sistemle bu tür yanlış sınıflandırmaların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Raporda, yeni yoksulluk ölçütünün 2025 yılında pilot uygulamaya geçirilmesi ve ardından kademeli olarak tüm şehirde uygulanması planlanıyor. Veri toplama sürecinde anketler ve idari kayıtlar kullanılacak. Hükümet, yoksullukla mücadele politikalarını bu yeni verilere dayanarak şekillendirecek.
Önceki yöntemin eleştirisi stratejik değişiklik getirdi
Eski sistem, sadece geliri temel aldığı için, kamu konutlarında yaşayan ve düşük kira ödeyen, ücretsiz sağlık hizmeti alan haneleri yoksul olarak sınıflandırıyordu. Ancak bu hanelerin refah düzeyi, gelirlerinin gösterdiğinden daha yüksekti. Öte yandan, yüksek kiralar ve sağlık masrafları nedeniyle gelirinin büyük kısmını bu kalemlere harcayan bazı haneler ise yoksul sınıfına girmiyordu. Bu durum, yoksulluk verilerinin güvenilirliğini sorgulatıyordu.
Hong Kong, dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olarak biliniyor ve gelir eşitsizliği yüksek düzeyde. Şehirde 2021 yılında gelir temelli yoksulluk oranı %23,6 olarak kaydedilmişti. Yeni sistemin bu oranı önemli ölçüde değiştirmesi bekleniyor. Uzmanlar, yeni göstergelerin yoksulluğun çok boyutlu doğasını yakalamada daha başarılı olacağını ancak veri toplama ve ağırlıklandırma konularında dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.
Küresel yoksulluk ölçümünde yeni eğilimler
Hong Kong'un bu adımı, dünyada yoksulluğun ölçümünde giderek daha fazla benimsenen çok boyutlu yoksulluk endeksleri (MPI) trendine paralel. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Oxford Yoksulluk ve İnsani Gelişme İnisiyatifi (OPHI) tarafından geliştirilen MPI, sağlık, eğitim ve yaşam standardı gibi boyutları içeriyor. Küresel olarak birçok ülke, gelir dışındaki yoksunlukları da dikkate alan ölçümler geliştiriyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde, yoksulluğun tanımı mutlak gelir sınırından göreli yoksunluğa doğru kayıyor. Hong Kong'un bu hamlesi, Asya'da daha kapsamlı yoksulluk ölçümüne geçiş açısından önemli bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un yoksulluk ölçümünde yaşadığı bu dönüşüm, Türkiye'nin kendi yoksulluk istatistikleri için de dersler barındırıyor. Türkiye'de de benzer şekilde kamu konutları ve sağlık harcamaları gibi sosyal yardımların yoksulluk hesaplamalarına yeterince yansıtılmadığı eleştirileri bulunuyor. Çok boyutlu bir yaklaşım, Türkiye'deki yoksulluk profilini daha doğru yansıtabilir ve sosyal politikaların etkinliğini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda yoksulluğu azaltma çabalarına Hong Kong örneği ışık tutabilir. Her iki ülkenin de nüfus yapısı ve kentleşme dinamikleri dikkate alındığında, çok boyutlu yoksulluk endekslerinin uyarlanması faydalı olabilir.