Hong Kong borsasında listelenen şirketlerin halka arz sonrası kilitli paylarının serbest kalacağı dönem, 2025 yılında tarihi bir zirveye ulaşmaya hazırlanıyor. Bloomberg verilerine göre sadece Ocak ayında yaklaşık 77 milyar dolar değerindeki hisse senedinin bu kilitlerden kurtulması beklenirken, bu rakamın 2024 yılının tümünde serbest kalan toplam 50 milyar dolardan önemli ölçüde yüksek olduğu görülüyor. Bu durum, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın ve düzenleyici baskıların gölgesinde, Hong Kong'u Asya'nın en önemli finans merkezlerinden biri olarak sarsabilir.
Gelişmenin arka planı
IPO kilitli payları, şirketler halka arz edildiğinde belirli bir süre satılamayan hisselere verilen isim. Genellikle 3 ila 6 ay arasında değişen bu süre, yatırımcıların kısa vadeli spekülasyonlar yapmasını engellemek ve piyasaya istikrar sağlamak amacıyla uygulanıyor. Ancak 2020-2021 yıllarında Hong Kong'da patlama yapan IPO'ların kilitleme sürelerinin dolmasıyla birlikte, şimdi bu hisselerin bir kısmı satılmak üzere serbest kalıyor. Söz konusu dönemde, özellikle teknoloji ve biyoteknoloji şirketleri sıkça halka arz edilmişti. 2025 Ocak ayında serbest kalacak 77 milyar dolarlık hissenin büyük bölümünü bu sektörler oluşturuyor.
Hong Kong borsası, geçtiğimiz birkaç yılda hem yerel hem de uluslararası yatırımcıların ilgisiyle büyük bir canlılık yaşamıştı. Ancak Çin'in teknoloji devlerine yönelik düzenleyici baskıları, gayrimenkul sektöründeki kriz ve ekonomik büyümenin yavaşlaması, Hong Kong piyasalarını olumsuz etkilemişti. Şimdi piyasadaki bu büyük satış baskısı, endekslerin zaten düşük seyrettiği bir ortamda daha fazla gerilemeye yol açabilir. Özellikle büyük yatırımcıların kilitli hisseleri piyasaya sürmesi, arzı artırarak fiyatları aşağı çekebilir.
Uzmanlar, kilitli hisselerin bir kısmının satılmasının normal olduğunu ancak bu kadar yüksek bir hacmin, piyasanın sindirme kapasitesini aşabileceğini belirtiyor. Aynı anda çok sayıda hissenin satışa sunulması, fiyat dalgalanmalarını artırabilir ve küçük yatırımcılar için risk oluşturabilir. Öte yandan, bazı analistler, bu durumun uzun vadede piyasa için sağlıklı olabileceğini, çünkü kilitlerin kalkmasıyla birlikte hisselerin daha fazla likit hale geleceğini ve yeni yatırımcıların girişi için fırsat yaratacağını savunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Hong Kong'da yaşanan bu gelişme, sadece Asya piyasalarını değil, küresel finans sistemini de etkileyebilecek potansiyele sahip. Hong Kong, Çin ile Batı arasında bir köprü işlevi görüyor ve buradaki bir çalkantı, uluslararası yatırımcıların Çin'e olan güvenini daha da zedeleyebilir. Ayrıca, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın diğer gelişmekte olan ülkelere sıçrama riski, bu tür olaylarla birlikte daha belirgin hale geliyor. Küresel yatırımcılar, Çin'in toparlanma hızına ilişkin belirsizlikleri fiyatlarken, Hong Kong borsasındaki bu satış baskısı, endişeleri derinleştirebilir.
Özellikle ABD ve Avrupa merkezli fon yöneticileri, Hong Kong hisselerindeki riskleri yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Çin'in teknoloji sektörüne yönelik düzenlemelerinin sürmesi ve jeopolitik gerilimler, yabancı sermayenin bölgeden çıkışını hızlandırabilir. Bu durum, Hong Kong'un bir finans merkezi olarak itibarına uzun vadede zarar verebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için Hong Kong borsasındaki bu gelişme, doğrudan bir etki yaratmamakla birlikte, küresel risk iştahı üzerinden dolaylı yoldan önem taşıyor. Büyük bir Asya piyasasında yaşanan satış baskısı, gelişmekte olan piyasalara yönelik genel bir güven kaybına yol açabilir. Bu da Türkiye gibi ülkelerin hisse senedi ve tahvil piyasalarına yabancı sermaye girişini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin ekonomisinin yavaşlaması, Türkiye'nin Çin'e ihracatını ve turizm gelirlerini risk altına sokabilir. Dolayısıyla, Hong Kong'daki bu kilitli hisse dalgası, Türkiye'nin dış finansman koşulları ve büyüme görünümü açısından yakından izlenmesi gereken bir unsur haline geliyor.