Hong Kong, küresel ekonomik ayak izini genişletme yolunda önemli bir adım attı. Geçtiğimiz hafta, Hong Kong Özel İdari Bölgesi Başkanı John Lee Ka-chiu liderliğindeki üst düzey bir ticaret heyeti, Kazakistan ve Özbekistan'a yönelik beş günlük başarılı bir misyonu tamamladı. Bu tarihi ziyaret, Hong Konglu bir başkanın bu Orta Asya ülkelerine yaptığı ilk resmi temas olması açısından dikkat çekiyor. Heyet, iş dünyasından önemli isimleri bir araya getirerek iki bölge arasında yeni ticari köprüler kurmayı amaçladı.
Ziyaretin merkezinde, Hong Kong'un finans, lojistik ve hukuk hizmetleri gibi alanlardaki uzmanlığının Orta Asya'nın altyapı ve enerji kaynaklarıyla birleştirilmesi fikri yer aldı. Hong Kong, Çin'in özel idari bölgesi olarak, serbest pazar ekonomisi, düşük vergi oranları ve uluslararası hukuk sistemine erişimiyle tanınıyor. Öte yandan Kazakistan ve Özbekistan, zengin doğal kaynakları ve büyüyen ekonomileriyle yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi haline geliyor. İki taraf arasında özellikle inşaat, teknoloji ve turizm alanlarında iş birliği fırsatları masaya yatırıldı.
Gelişmenin arka planı
Hong Kong ekonomisi, son yıllarda çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldı. 2019 protestoları ve COVID-19 pandemisi şehri derinden etkiledi. Ancak şimdi, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamında Orta Asya'ya açılan bir kapı olarak konumlanmak istiyor. John Lee'nin ziyareti, sadece diplomatik bir jest değil, aynı zamanda Hong Kong'un uluslararası ticaret merkezi statüsünü yeniden canlandırma çabasının bir parçası. Ziyaret kapsamında 11 anlaşma imzalanırken, bunların çoğu ticaret ve yatırımın önünü açmayı hedefliyor. Örneğin, Hong Kong ve Kazakistan arasında gümrük işlemlerini kolaylaştıran bir mutabakat zaptı imzalandı. Özbekistan ile ise turizm ve kültürel değişim programları üzerinde duruldu.
Hong Kong'un kendine özgü durumu, onu Çin anakarasından farklı kılıyor. Şehir, İngiliz ortak hukuk geleneğini sürdürüyor ve bağımsız bir yargıya sahip. Bu, özellikle hukuki belirsizlikler nedeniyle Çin anakarasına mesafeli duran Orta Asyalı iş insanları için güvence oluşturuyor. Ayrıca Hong Kong doları, ABD dolarına sabitlenmiş durumda, bu da para birimi dalgalanmalarına karşı bir koruma sağlıyor. Bu avantajlar, Hong Kong'u bölge için ideal bir finansal merkez haline getiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Orta Asya, dünyanın en büyük doğal gaz ve petrol rezervlerine ev sahipliği yaparken, aynı zamanda Çin, Rusya ve Avrupa arasında stratejik bir geçiş noktası. Kazakistan, Orta Asya'nın en büyük ekonomisi; Özbekistan ise en kalabalık nüfusa sahip. İki ülke de son yıllarda ekonomik reformlar yaparak yabancı yatırımcıları çekmeye çalışıyor. Bu bağlamda Hong Kong'un deneyimi, onlara bir model olabilir.
Küresel ölçekte, bu ziyaret Batılı güçlerle artan gerilimler arasında Çin'in bölgesel etkisini genişletme çabalarının bir yansıması. Hong Kong, BRI'nın finansman ve lojistik merkezi olarak konumlanmak isterken, Rusya da Orta Asya'da nüfuz mücadelesi veriyor. Ancak Hong Kong'un bu girişimi, Çin'in yumuşak güç kullanarak bölgede iş birliğini teşvik etme stratejisiyle uyumlu. Ayrıca ABD ve AB'nin de bölgeye ilgisi artıyor; bu nedenle Hong Kong'un Orta Asya açılımı, küresel rekabetin bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un Orta Asya'ya açılımı, Türkiye için hem fırsat hem de rekabet unsuru. Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan ile tarihi ve kültürel bağlara sahip; bu ülkelerle ticaret hacmi artıyor. Hong Kong'un finansal ve lojistik altyapısı, bölgede Türk şirketlerinin de erişimini kolaylaştırabilecek ortaklıklar sunabilir. Ancak Hong Kong'un Çin'in bir parçası olarak hareket etmesi, Ankara'nın Pekin'le dengeli ilişkiler kurmasını gerektiriyor. Ayrıca, Hong Kong'un sunduğu hukuki güvence, Orta Asyalı ortaklar için Türkiye'nin yatırım ortamına kıyasla cazip olabilir. Türkiye, kendi finans merkezi hedefleri ve İslami bankacılık alanındaki deneyimiyle bu yarışta avantajlı konumunu koruyabilir.