ABD borsaları, yatırımcıların hafta içinde açıklanacak kritik enflasyon verilerini beklemesi ve İran'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik yeni taleplerinin bölgedeki gerilimi tırmandırmasıyla haftaya yatay bir seyirle başladı. Vadeli işlem kontratları, New York saatiyle Pazar akşamı açılışta yatay seyrederken, gözler Perşembe günü açıklanacak kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinde. Bu veri, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası üzerinde belirleyici olacak. Öte yandan, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin yeni talepleri, petrol arzına ilişkin endişeleri yeniden canlandırdı ve piyasalarda belirsizliği artırdı. Bu gelişmeler ışığında Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq vadeli kontratları, Pazar günü normal işlem saatleri dışında neredeyse hiç değişmedi.
Enflasyon Verileri Fed'in Yol Haritasını Belirleyecek
Yatırımcılar, ABD ekonomisindeki enflasyonist baskıların seyrine dair sinyaller almak için bu hafta açıklanacak kritik verilere odaklanmış durumda. Özellikle Perşembe günü yayınlanacak olan PCE fiyat endeksi, Fed'in enflasyonla mücadele konusundaki en yakından takip ettiği gösterge olarak öne çıkıyor. Mart ayına ilişkin veriler, ABD ekonomisinin hâlâ güçlü olduğunu ancak enflasyonun hedeflenen %2 seviyesine inmesinin zaman alacağını gösteriyor. Bu durum, Fed yetkililerinin faiz indirimine ne zaman başlayacağına ilişkin belirsizliği artırıyor. Para piyasaları, ilk faiz indiriminin eylül ayında gerçekleşme ihtimalini fiyatlıyor, ancak bu ihtimal verilere bağlı olarak değişebilir. Ayrıca, hafta boyunca açıklanacak tüketici güven endeksi, dayanıklı mal siparişleri ve işsizlik maaşı başvuruları gibi veriler de ekonominin genel durumuna dair daha geniş bir tablo çizecek.
Enflasyon verilerinin yanı sıra, birçok büyük teknoloji şirketinin kazanç raporlarının da hafta içinde açıklanacak olması, piyasaların yönü üzerinde etkili olacak. Microsoft, Alphabet, Meta ve Apple gibi şirketlerin açıklayacağı bilançolar, hem teknoloji sektörünün sağlığı hem de genel piyasa hissiyatı hakkında önemli ipuçları verecek. Yatırımcılar, bu şirketlerin yapay zeka alanındaki yatırımlarından ne kadar gelir elde ettiklerini ve geleceğe yönelik beklentilerini görmek istiyor. Bu durum, özellikle son dönemde yapay zeka hisselerinde yaşanan rallinin devam edip etmeyeceği konusunda belirleyici olabilir.
Hürmüz Boğazı Gerginliği ve Küresel Enerji Riski
Küresel piyasaların bir diğer önemli gündemi ise İran ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimin tırmanması. İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için öne sürdüğü yeni talepler, bölgedeki güvenlik risklerinin ne kadar süreceği konusunda endişelere yol açıyor. Dünya ham petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolu, geçtiğimiz haftalarda İran ile ABD arasında yaşanan askeri gerginliklerin odağı haline gelmişti. Piyasalar, boğazın tamamen kapanması ihtimalini hâlâ düşük görse de, bu tür bir gelişmenin petrol fiyatlarında sert bir sıçramaya yol açabileceği ve küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği öngörülüyor. Bu nedenle yatırımcılar, jeopolitik gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor.
Jeopolitik risklerin yanı sıra, tarife politikaları ve küresel ticaret dinamikleri de piyasaların yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor. ABD'nin Çin'e uyguladığı ek gümrük tarifeleri ve Avrupa Birliği ile yaşanan ticari anlaşmazlıklar, küresel ticaretin seyrini belirleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Yatırımcılar, bu konulardaki gelişmelerin şirket karlılıkları üzerindeki etkisini de değerlendiriyor. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz kararları da piyasaların gündeminde. ECB, enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerine hazırlanıyor, ancak bu durum Avrupa ekonomisinin büyüme beklentilerini zayıflatan koşullarda gerçekleşiyor. Bu hafta açıklanacak avro bölgesi büyüme verileri, Avrupa ekonomisinin durumuna dair daha net bir resim sunacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki bir gerilimin doğrudan etkilerine maruz kalma riski taşıyor. Olası bir arz kesintisi, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı oluşturabilir ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Ayrıca, küresel risk iştahındaki azalma, gelişen piyasalara yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyerek Türk lirası üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin Rusya ve Azerbaycan gibi enerji tedarikçileriyle olan ilişkileri ve alternatif kaynak arayışları, bu tür risklere karşı bir miktar tampon sağlayabilir. Yine de, küresel ekonomik görünümdeki bu belirsizlikler, Türkiye'nin uyguladığı ekonomik programın başarısı için kritik bir öneme sahip.