Çin'in Hong Kong'a tek taraflı olarak dayattığı Milli Güvenlik Yasası'nın altıncı yılı geride kalırken, kentin bir zamanlar en canlı muhalif sesleri büyük ölçüde sustu. BBC muhabiri Danny Vincent'ın analizine göre, 2020 yılında yürürlüğe giren yasa, Hong Kong'un siyasi ve toplumsal dokusunda köklü değişikliklere yol açtı. Protestolar, bağımsız medya kuruluşları ve aktivist gruplar ya tamamen ortadan kalktı ya da devlet kontrolü altına girdi.
Yasanın getirdiği dönüşüm
Milli Güvenlik Yasası, 2019'daki büyük protestoların ardından Pekin tarafından Hong Kong'a uygulandı. Yasa, ayrılıkçılık, isyan, terör ve yabancı güçlerle iş birliği gibi suçları kapsıyor ve tutuklama, yargılama ve cezalandırma süreçlerinde geniş yetkiler tanıyor. Yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana yüzlerce aktivist, gazeteci ve siyasetçi tutuklandı. Gözaltı süreleri uzatıldı, ifade özgürlüğü kısıtlandı ve yurtdışına kaçışlar arttı.
Hong Kong'un bağımsız medya kuruluşları, özellikle Apple Daily ve Stand News gibi yayın organları kapatıldı ya da faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Sivil toplum örgütleri ya dağıtıldı ya da devlet denetimine tabi tutuldu. Eğitim müfredatı yeniden düzenlendi, okullarda vatanseverlik eğitimi zorunlu hale getirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong'un dönüşümü, bölgesel ve küresel düzeyde tepki çekti. ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere, yasayı kınayan açıklamalar yaptı ve bazı yaptırımlar uyguladı. Çin ise yasanın Hong Kong'un istikrarı ve güvenliği için gerekli olduğunu savunuyor. Yasanın uygulanması, uluslararası iş dünyasında da endişelere yol açtı; birçok şirket, Hong Kong'un bağımsız hukuk sistemi ve özerk yapısının aşındığını belirterek operasyonlarını başka merkezlere kaydırmaya başladı.
Öte yandan, Pekin'in bu adımı, Tayvan ve diğer bölgelerde de benzer politikaların uygulanabileceği endişesini artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki gelişmeler, Türkiye'nin Çin ile ilişkileri bağlamında dikkatle izlenmelidir. Türkiye, 'Tek Çin' politikasını desteklemekle birlikte, Hong Kong'un özerk statüsünün korunmasına yönelik uluslararası endişeleri de göz önünde bulundurmaktadır. Ekonomik olarak, Türk şirketleri Hong Kong üzerinden Çin pazarına erişim sağlamaktadır; yasanın uygulanması bu ticaret kanallarını etkileyebilir. Ayrıca, benzer milli güvenlik yasalarının diğer ülkelerde emsal teşkil etme olasılığı, Türkiye'nin kendi güvenlik politikaları açısından da önem taşımaktadır. Dolaylı olarak, bu gelişme küresel güç dengeleri ve jeopolitik rekabetin bir parçası olarak değerlendirilebilir.