Kazakistan Devlet Başkanlığı İdaresi Başkanı Danışmanı Sabr Yessimbekov, Hong Kong'un sağlam sermaye piyasalarının ve uluslararası finans merkezi kimliğinin, Kazakistan'ın ileri imalat ve Avrupa'ya açılım hedeflerine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Yessimbekov'a göre Hong Konglu firmalar, Orta Asya ülkesini ileri imalat üssü ve Avrupa'ya açılan kapı olarak değerlendirebilir; şehrin güçlü sermaye piyasaları da Kazak işletmeleri için cazip bir finansman kaynağı oluşturabilir.
Hong Kong-Kazakistan İlişkilerinde Yeni Dönem
Yessimbekov, Hong Kong'un yalnızca bir finans merkezi değil, aynı zamanda Asya ile Avrupa arasında köprü işlevi gören bir lojistik ve ticaret üssü olduğunu vurguladı. Kazakistan'ın 2019'dan bu yana uyguladığı ekonomik çeşitlendirme programı kapsamında ileri teknoloji, otomotiv, ilaç ve yeşil enerji gibi sektörlerde dış yatırım çekmeye çalıştığını hatırlatan danışman, Hong Kong sermayesinin bu alanlarda önemli bir rol oynayabileceğini ifade etti.
Kazakistan, zengin doğal kaynaklarına rağmen ekonomisini ham madde ihracatına bağımlılıktan kurtarmak için "Nurly Zhol" ve "Kazakistan 2050" stratejileriyle sanayileşmeye ağırlık veriyor. Ancak ülkenin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, yüksek katma değerli üretim için gereken finansman ve teknolojiye erişim. Hong Kong, dünyanın en büyük borsalarından birine ev sahipliği yapması ve Çin anakarasıyla entegre finansal altyapısıyla bu açığı kapatabilir.
Öte yandan Hong Kong, son yıllarda artan jeopolitik gerilimler ve Batılı yatırımcıların Çin'e yönelik risk algısı nedeniyle sermaye çıkışıyla mücadele ediyor. Bu ortamda Kazakistan gibi yeni pazarlara yönelmek, Hong Konglu yatırımcılar için çeşitlendirme fırsatı sunuyor. Yessimbekov'un açıklamaları, Hong Kong'un Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki Orta Asya ayağında daha aktif rol alabileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kazakistan, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin kilit ülkelerinden biri. Ülke topraklarından geçen kara ve demiryolu hatları, Çin'i Hazar Denizi üzerinden Avrupa'ya bağlıyor. Hong Kong'un bu güzergâhta lojistik ve finansal hizmetler sunması, projenin etkinliğini artırabilir. Aynı zamanda Kazakistan, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olarak hem Rusya hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütüyor.
Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar, Kazakistan üzerinden geçen ticaret yollarının önemini artırdı. Orta Koridor olarak bilinen Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı, Çin'den Avrupa'ya Rusya'yı bypass eden bir alternatif sunuyor. Hong Kong sermayesinin bu koridordaki altyapı projelerine yatırım yapması, hem Kazakistan'ın hem de Hong Kong'un jeostratejik konumunu güçlendirebilir.
Uzmanlar, Hong Kong'un Kazakistan'a yönelik ilgisinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir hamle olduğunu belirtiyor. Çin, Hong Kong üzerinden Orta Asya'da ekonomik varlığını derinleştirerek bölgedeki Rus ve Batı etkisini dengelemeyi hedefliyor. Kazakistan ise çok yönlü dış politikası çerçevesinde farklı ortaklarla işbirliğini geliştirerek bağımlılıklarını azaltmaya çalışıyor.
Hong Kong ile Kazakistan arasındaki ticaret hacmi son yıllarda istikrarlı bir artış gösteriyor. 2022 verilerine göre ikili ticaret 1 milyar doları aşmış durumda. Ancak bu rakam, Kazakistan'ın toplam dış ticaretinin küçük bir bölümünü oluşturuyor. Yessimbekov'un çağrısı, bu potansiyelin henüz yeterince kullanılmadığını gösteriyor.
Gelecek dönemde Hong Kong firmalarının Kazakistan'da kurmayı planladığı ortak girişimler, özellikle otomotiv yan sanayi, elektronik montaj ve yenilenebilir enerji ekipmanları üretiminde yoğunlaşabilir. Kazakistan'ın Avrasya Ekonomik Birliği üyeliği, bu ürünlerin 180 milyonluk bir pazara gümrüksüz erişimini sağlıyor. Ayrıca ülkenin Avrupa Birliği ile imzaladığı Genişletilmiş Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması, Avrupa pazarına erişimde önemli avantajlar sunuyor.
Hong Kong'un uluslararası finans merkezi olarak sunduğu hukuki altyapı, İngilizce iş yapma kültürü ve serbest sermaye hareketleri, Kazak şirketlerinin küresel piyasalara açılmasını kolaylaştırabilir. Ancak Hong Kong'un artan Çin etkisi ve ABD-Çin rekabeti, bazı Batılı yatırımcıların temkinli yaklaşmasına neden oluyor. Bu durum, Kazakistan'ın denge politikası açısından hem fırsat hem de risk barındırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kazakistan'ın en büyük yatırımcılarından biri ve Orta Koridor'un kritik halkası. Hong Kong'un Kazakistan'a ileri imalat ve finans alanında artan ilgisi, Türk şirketleri için hem rekabet hem işbirliği anlamına geliyor. Türk müteahhitlik firmaları hâlihazırda Kazakistan'da altyapı projeleri yürütüyor; Hong Kong sermayesinin bu projelere ortak girmesi, Türk firmalarına finansman ve üçüncü pazarlara açılım imkânı sunabilir. Öte yandan Türkiye'nin Avrupa'ya uzanan lojistik koridorundaki konumu, Hong Kong-Kazakistan işbirliğinin derinleşmesiyle daha da güçlenebilir. Ancak Çin'in bölgedeki ekonomik ağırlığının artması, Türkiye'nin Orta Asya'daki nüfuzunu uzun vadede sınırlayabilir. Bu nedenle Ankara'nın Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde Kazakistan ile ticaret ve yatırım bağlarını hızlandırması kritik önem taşıyor.