Hong Kong'da beş yıl önce rızası olmadan çekilen bir çıplak fotoğraf, geçtiğimiz günlerde Instagram'da bir çıkartma olarak kurbanın kendisine geri gönderildi. Kadın, görüntünün çoktan yayılmış olabileceği korkusuyla kadın hakları aktivisti Emilia Wong Yue-kiu'ya ulaştı. Bu olay, Hong Kong'da kadınların dijital ortamda maruz kaldığı görüntü istismarının ne kadar yaygın olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 2021'de yürürlüğe giren yasalara rağmen, mağdurlar adalete erişmekte zorlanıyor ve istismarcılar çoğu zaman cezasız kalıyor.
Yasalar neden yetersiz kalıyor?
Hong Kong'da 2021 yılında yürürlüğe giren ve özel görüntülerin izinsiz ifşasını suç sayan yasa, "intimacy blackmail" (yakınlık şantajı) gibi durumları kapsıyor. Ancak uzmanlar, yasanın kapsamının dar olduğunu ve özellikle görüntülerin çıkartma veya benzeri formatlarda kullanılması gibi yeni nesil istismar yöntemlerini tam olarak kapsamadığını belirtiyor. Emilia Wong'a göre, mevcut yasa yalnızca görüntülerin ifşasını cezalandırıyor, ancak bu görüntülerin üretilme süreci, saklanması veya tehdit amaçlı kullanılması gibi konularda boşluklar var. Ayrıca, mağdurların şikayette bulunması halinde delil toplama süreci zorlu ve travmatik olabiliyor. Pek çok kadın, sosyal damgalanma korkusuyla yetkililere başvurmaktan çekiniyor.
Wong, Hong Kong'da her yıl yüzlerce kadının kendilerine ulaştığını, ancak bunun buzdağının görünen kısmı olduğunu ifade ediyor. Özellikle genç kadınlar ve üniversite öğrencileri, flört uygulamaları veya sosyal medya üzerinden tanıştıkları kişiler tarafından istismara uğruyor. Görüntülerin çıkartma olarak kullanılması, alay konusu yapılması veya gruplarda paylaşılması, mağdurların psikolojik olarak daha da derin yaralar almasına neden oluyor. Bu tür eylemler, siber zorbalık kapsamında değerlendirilse de, polis ve savcılıkların bu konudaki farkındalığı henüz yeterli seviyede değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong'daki bu durum, dünya genelinde dijital cinsel istismar vakalarının arttığı bir dönemde yaşanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, kadınların yüzde 85'i en az bir kez çevrimiçi şiddete maruz kalıyor. Deepfake teknolojisinin gelişmesi ve yapay zeka destekli araçların yaygınlaşması, görüntü istismarını daha da karmaşık hale getiriyor. Asya genelinde ise Hong Kong'un yanı sıra Güney Kore ve Japonya'da da benzer yasal düzenlemeler yapılmış olsa da, uygulamada ciddi eksiklikler yaşanıyor. Özellikle sosyal medya platformlarının küresel yapısı, yerel yasaların etkinliğini sınırlıyor. Platformların görüntüleri kaldırma ve istismarcıları engelleme konusundaki politikaları ise ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor.
Uzmanlar, bu sorunun çözümü için yalnızca yasal düzenlemelerin değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılması ve dijital okuryazarlığın güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Hong Kong'da kadın hakları örgütleri, eğitim programları ve destek hatlarıyla mağdurlara yardımcı olmaya çalışıyor. Ancak kaynakların yetersizliği ve toplumdaki yaygın suçlama kültürü, mücadeleyi zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye'de de benzer mağduriyetler yaşandığını hatırlatması açısından önem taşıyor. Türkiye'de 2024 yılında TBMM'de onaylanan ve kadına yönelik şiddetle mücadeleyi güçlendiren yasa, cinsel içerikli görüntülerin izinsiz paylaşımını da kapsıyor. Ancak uygulamada karşılaşılan zorluklar ve farkındalık eksikliği, Hong Kong ile benzerlikler gösteriyor. Türkiye'nin dijital şiddetle mücadelede uluslararası işbirliğine ve teknoloji şirketlerinin daha etkin politikalar benimsemesine ihtiyacı var. Bu tür haberler, Türk kamuoyunun konuya ilişkin duyarlılığını artırabilir ve yasal düzenlemelerin daha etkin uygulanması için toplumsal baskı oluşturabilir.