Hong Kong’un ticari gayrimenkul piyasasında nadir görülen bir hareketlilik yaşanıyor. Üniversiteler ve uluslararası okullar, ofis ve perakende alanlarına yaptıkları yatırımlar ve kiralama faaliyetleriyle piyasaya can suyu oluyor. Küresel danışmanlık şirketi Colliers’ın raporuna göre, eğitim kurumlarının bu alandaki harcamalarının 2024’ün ilk beş ayında belirgin şekilde arttığı ve yılın geri kalanında da bu ivmeyi sürdüreceği öngörülüyor.
Eğitim kurumları neden ticari gayrimenkule yöneliyor?
Hong Kong’daki önde gelen üniversiteler ve uluslararası okullar, kampüs dışındaki ofis ve perakende alanlarını kiralayarak veya satın alarak büyüme stratejilerini genişletiyor. Colliers’ın verilerine göre, bu kurumlar özellikle merkezi iş bölgelerinde konumlanmış, modern altyapıya sahip binaları tercih ediyor. Hong Kong Üniversitesi, Çin Üniversitesi ve Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi gibi kurumlar, hem araştırma merkezleri hem de öğrenci hizmetleri için ek alan kiralıyor. Uluslararası okullar ise artan öğrenci talebini karşılamak için perakente alanlarını derslik ve spor tesislerine dönüştürüyor.
Eğitim kurumlarının gayrimenkul yatırımları, pandemi sonrası dönemde boşalan ofislerin dolmasına ve kira fiyatlarının istikrar kazanmasına yardımcı oluyor. Uzmanlar, bu eğilimin, özellikle yüksek kira maliyetleri nedeniyle zorlanan küçük işletmeler için bir fırsat yarattığını belirtiyor. Ayrıca, eğitim kurumlarının bu yatırımları, uzun vadeli getiri beklentisiyle değil, daha çok operasyonel ihtiyaçlar ve stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda yapıldığı için, piyasada kalıcı bir talep yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong’daki bu eğilim, Asya genelinde eğitim kurumlarının gayrimenkul yatırımlarına dair bir örnek teşkil ediyor. Singapur, Tokyo ve Şanghay gibi şehirlerde de benzer bir modelin yaygınlaşması bekleniyor. Küresel ölçekte, eğitim sektörü, özellikle uluslararası öğrenci sayısındaki artışla birlikte, ofis ve perakende alanlarına olan talebi canlandıran önemli bir aktör haline geliyor. Bu durum, ticari gayrimenkul piyasasında bir çeşitlenme yaratırken, pandemiyle bozulan arz-talep dengesini de yeniden şekillendiriyor.
Diğer yandan, Hong Kong’da yaşanan bu canlanma, kentteki politik istikrarsızlık ve Çin’in artan kontrolü nedeniyle azalan yabancı yatırımcı ilgisine rağmen, yerel kurumların piyasayı destekleme potansiyelini gösteriyor. Colliers, eğitim kurumlarının 2024 sonuna kadar toplam 2 milyar Hong Kong doları değerinde gayrimenkul alımı veya kiralaması yapmasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong’daki bu eğilim, Türkiye’deki eğitim kurumları için de bir model olabilir. Türkiye’de özellikle vakıf üniversiteleri ve uluslararası okullar, büyüme stratejilerini desteklemek için ticari gayrimenkul alımlarına yönelebilir. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde, eğitim sektörünün gayrimenkul yatırımları, boş ofis stokunun eritilmesine ve perakande alanlarında canlanmaya katkı sağlayabilir. Küresel ölçekte ise, eğitimin gayrimenkul piyasasında yeni bir talep kaynağı haline gelmesi, Türk inşaat ve gayrimenkul firmaları için yurtdışında yeni iş fırsatları doğurabilir. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde faaliyet gösteren Türk müteahhitlik şirketleri, eğitim kurumlarına yönelik projelerde rol alabilir.