Hong Kong Özel İdari Bölgesi Baş Yöneticisi John Lee Ka-chiu’nun mevcut döneminin son politika konuşması için kamuoyu istişareleri devam ederken, doğum oranını artırmaya yönelik girişimlerden biri olan ve Ekim ayında sona ermesi planlanan bebek bonusu programının akıbeti tartışma konusu oldu. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, nüfus azalmasıyla mücadelede geçici mali teşviklerin yeterli olmadığını, asıl ihtiyacın genç çiftlere kaliteli ve uygun fiyatlı konut sağlanması olduğunu belirtiyor.
Nüfus krizi ve mevcut politikalar
Hong Kong, dünyanın en düşük doğurganlık oranlarından birine sahip. 2023’te kadın başına düşen çocuk sayısı 0,75’e gerileyerek rekor düşük seviyeye indi. Hükümet, bu eğilimi tersine çevirmek için 2023’te başlattığı “bebek bonusu” programı kapsamında, yeni doğan her çocuk için 20.000 Hong Kong doları (yaklaşık 2.560 ABD doları) nakit yardım sağlıyor. Ancak program, bir yıl içinde doğum sayısında anlamlı bir artış sağlayamadığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Uzmanlar, Hong Kong’da konut fiyatlarının dünyanın en pahalıları arasında olduğuna dikkat çekerek, genç çiftlerin çocuk sahibi olmayı ertelediğini veya tamamen vazgeçtiğini vurguluyor.
John Lee’nin ekibi, politika konuşması öncesinde çeşitli sektörlerden geri bildirim topluyor. Sivil toplum kuruluşları, bebek bonusunun süresinin uzatılmasını ve miktarının artırılmasını talep ederken, aynı zamanda konut politikalarında köklü reformlar yapılmasını istiyor. Özellikle genç ailelere öncelikli konut tahsisi, kira yardımı ve ipotek faiz indirimleri gibi somut adımlar gündemde.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong’un nüfus azalması sorunu yalnızca kendine özgü değil; Güney Kore, Japonya ve Singapur gibi komşu ekonomiler de benzer zorluklarla karşı karşıya. Asya’nın gelişmiş ekonomilerinde düşük doğurganlık oranları, işgücü daralması ve yaşlanan nüfus nedeniyle sürdürülebilir büyüme riski oluşturuyor. Hong Kong’da uygulanacak başarılı bir model, bölgesel bir örnek teşkil edebilir. Ancak uzmanlar, kısa vadeli mali teşviklerin uzun vadeli yapısal reformlarla desteklenmemesi halinde etkisiz kalacağı konusunda uyarıyor. Özellikle konut arzının artırılması, kamu arazilerinin konut projelerine dönüştürülmesi ve kiralık konut piyasasının düzenlenmesi öncelikli adımlar arasında sayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong’daki bu tartışma, Türkiye’nin de benzer nüfus politikalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde önem kazanıyor. Türkiye’de doğum oranları son yıllarda düşüş eğiliminde olup, hükümet bebek teşvikleri ve doğum yardımları uygulamaktadır. Ancak Hong Kong örneği, mali teşviklerin tek başına yeterli olmadığını, barınma maliyetleri ve yaşam pahalılığı gibi yapısal faktörlerin de ele alınması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’nin özellikle büyük şehirlerdeki konut fiyatları ve genç işsizliği göz önüne alındığında, Hong Kong deneyimi, nüfus politikalarının çok boyutlu olması gerektiği konusunda bir uyarı niteliği taşımaktadır. Türk karar alıcılar, bu örneği dikkate alarak konut ve sosyal yardım politikalarını entegre bir şekilde yeniden değerlendirebilir.