Hong Kong hükümeti, Doğu Kowloon bölgesinde planlanan yeşil toplu taşıma sisteminin (GTS) ihale sürecini hızlandırmak için üç emlak arsasını gelecekteki işletmeciye devretme kararı aldı. Bu düzenleme, projenin finansal olarak daha sürdürülebilir olmasını sağlamak amacıyla Ulaştırma ve Lojistik Bürosu tarafından onaylandı. Choi Hung ile Ma Yau Tong arasında inşa edilecek olan sistem, bölgedeki trafik sıkışıklığını azaltmayı hedefliyor. İhale sürecinin önümüzdeki yıl başlaması bekleniyor.
Projenin arka planı ve finansal model
Söz konusu yeşil toplu taşıma sistemi, Hong Kong'un Doğu Kowloon bölgesinde karbon emisyonlarını düşürmek ve toplu taşıma altyapısını iyileştirmek için tasarlanmış bir tramvay veya hafif raylı sistem benzeri bir ulaşım ağı olarak planlanıyor. Proje, Choi Hung ve Ma Yau Tong arasında yaklaşık 4 kilometrelik bir güzergahı kapsayacak. Hükümet, özel sektör ortaklığı modeliyle (PPP) yürütülecek projede, işletmecinin operasyonel maliyetlerini karşılayabilmesi için ek gelir kaynakları yaratmayı amaçlıyor.
Devredilecek üç arsa, toplamda yaklaşık 2 hektar alanı kapsıyor ve bu arsaların konut ve ticari geliştirme için kullanılması planlanıyor. Bu arsaların geliri, projenin inşaat ve işletme maliyetlerini sübvanse edecek. Hong Kong'da daha önce de benzer modeller uygulanmıştı; örneğin MTR (Mass Transit Railway) şirketine metro hatları boyunca arazi geliştirme hakları verilmişti. Ancak bu model, eleştirmenler tarafından kamu yararı yerine özel kâr önceliği nedeniyle sorgulanıyor.
Bölgesel boyut ve altyapı yatırımları
Hong Kong'un bu hamlesi, Asya-Pasifik bölgesinde artan altyapı yatırımlarının bir parçası olarak görülüyor. Çin anakarası ve diğer Güneydoğu Asya ülkeleri, ulaşım projelerinde arazi değer artışından yararlanma modellerine giderek daha fazla başvuruyor. Örneğin Singapur, MRT istasyonları çevresinde kentsel dönüşüm projeleriyle benzer bir yaklaşım izliyor. Bu yöntem, bütçe kısıtlamaları altındaki hükümetlerin büyük ölçekli altyapıyı finanse etmesine olanak tanırken, aynı zamanda gayrimenkul piyasasında spekülasyon risklerini de beraberinde getiriyor.
Doğu Kowloon bölgesi, Hong Kong'un nispeten az gelişmiş bölgelerinden biri olarak kentsel dönüşüm potansiyeli taşıyor. Projenin tamamlanmasıyla bölgedeki emlak fiyatlarında artış bekleniyor. Ancak yerel sivil toplum kuruluşları, projenin çevresel etkileri ve artan konut maliyetleri konusunda endişelerini dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un bu projesi, Türkiye'de benzer büyük ölçekli ulaşım yatırımlarının finansmanı için bir model oluşturabilir. Özellikle İstanbul gibi metropollerde, raylı sistem projelerinin maliyetlerini karşılamak için arazi geliştirme haklarının devri, kamu-özel işbirliği modellerine alternatif sunabilir. Ancak bu yöntemin başarılı olması için şeffaf düzenlemeler ve kentsel dönüşüm politikalarının entegre edilmesi gerekiyor. Ayrıca, Hong Kong'un Çin'le ilişkileri bağlamında, Türkiye'nin Asya'daki altyapı projelerine ilgisi, bu tür modellerin bölgesel işbirlikleri için örnek teşkil edebileceğini gösteriyor.