Hong Kong Üniversitesi (HKU) bünyesindeki İntihar Araştırma ve Önleme Merkezi, 2025 yılında 15 yaş altı çocuklarda intihar oranının son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını duyurdu. Genel intihar eğiliminin aksine yükselen bu artış, özellikle sosyal medya kullanımının gençler arasındaki vakaları güçlü biçimde öngördüğünü ortaya koydu.
Arka Plan: On Yıllık Artış ve Sosyal Medya Bağlantısı
Merkezin yayımladığı rapora göre, 2025'te 15 yaş altı grupta kaydedilen intihar sayısı, 2015'ten bu yana en yüksek rakama işaret ediyor. Bu yaş grubundaki artış, Hong Kong genelinde intihar oranlarının son yıllarda azalma eğiliminde olmasına rağmen gerçekleşti. Uzmanlar, bu sapmanın altında yatan nedenleri anlamak için kapsamlı bir veri analizi yürüttü.
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, sosyal medya aktivitelerinin genç intiharlarını tahmin etmedeki gücü oldu. Merkez, çocukların çevrimiçi platformlarda geçirdiği süre, etkileşim türleri ve maruz kaldıkları içeriklerin, intihar riskini istatistiksel olarak anlamlı şekilde öngördüğünü tespit etti. Özellikle siber zorbalık, olumsuz beden algısı yaratan içerikler ve intihar yöntemlerini normalize eden paylaşımların riski artırdığı belirtiliyor.
HKU İntihar Araştırma ve Önleme Merkezi, yalnızca sosyal medya kullanım süresinin değil, aynı zamanda kullanım biçiminin de kritik olduğunu vurguluyor. Pasif ve yoğun kullanım, gençleri koruyucu faktörlerden uzaklaştırıp riskli içeriklerle daha fazla karşı karşıya bırakıyor. Merkez, bu bulgular ışığında hem ailelere hem de politika yapıcılara acil çağrıda bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong'daki bu durum, Asya-Pasifik bölgesinde gençlik ruh sağlığına yönelik artan endişelerin bir parçası. Güney Kore, Japonya ve Singapur gibi yüksek dijitalleşme oranına sahip ülkelerde de benzer eğilimler gözlemleniyor. Dünya Sağlık Örgütü, son yıllarda 15-19 yaş grubunda intiharın önde gelen ölüm nedenleri arasında yer aldığını ve pandemi sonrası dönemde ruh sağlığı hizmetlerine erişimin kritik olduğunu belirtiyor.
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının algoritmalarının genç kullanıcıları nasıl etkilediği konusunda daha fazla şeffaflık sağlaması gerektiğini savunuyor. Bazı ülkeler, çocukların sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirmeyi veya ebeveyn denetimini zorunlu kılmayı tartışıyor. Ancak bu tür düzenlemelerin etkinliği henüz kanıtlanmış değil.
Hong Kong'da aileler, okullar ve sivil toplum kuruluşları, gençlere yönelik ruh sağlığı destek hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor. Merkez, okul temelli müdahale programlarının ve dijital okuryazarlık eğitiminin yaygınlaştırılmasının hayati olduğunu vurguluyor. Ayrıca, intihar düşüncesi taşıyan gençlerin damgalanmadan yardım alabileceği düşük eşikli hizmetlerin artırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye'deki gençlik ruh sağlığı politikaları için de uyarıcı olabilir. Türkiye'de sosyal medya kullanımı hızla artıyor ve genç nüfusun dijital platformlarda geçirdiği süre endişe verici boyutlara ulaştı. Her ne kadar doğrudan bir bağ olmasa da, benzer risk faktörlerinin Türkiye'de de görülebileceği göz önünde bulundurulmalı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın gençlere yönelik ruh sağlığı hizmetlerini dijital çağa uyarlaması, okullarda psikolojik danışmanlık kadrolarının güçlendirilmesi ve ebeveynlere yönelik farkındalık programları önem taşıyor. Ayrıca, sosyal medya şirketlerinin Türkiye'deki genç kullanıcılar için yaş doğrulama ve içerik denetimi konusunda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor.