Lombard Odier kıdemli makro stratejisti Homin Lee, küresel tahvil getirilerindeki devam eden yükselişin hisse senedi değerlemeleri üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacağını ifade etti. Bloomberg'e konuşan Lee, tahvil getirilerindeki artışın agresif para sıkılaştırmasından ziyade sağlam ekonomik temelleri yansıttığını vurguladı. Lee'ye göre, ekonomik büyümenin güçlü seyretmesi ve enflasyonun kontrol altına alınması, hisse senedi piyasalarının mevcut değerleme seviyelerini korumasını sağlayacak.
Getiri Artışının Arka Planı
Küresel piyasalarda tahvil getirileri, özellikle ABD 10 yıllık Hazine tahvili faizi, son aylarda belirgin bir yükseliş trendi içinde. Bu yükseliş, yatırımcıların merkez bankalarının faiz indirimlerine yönelik beklentilerini ötelemesiyle birlikte geldi. ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyonun hedeflenen %2 seviyesine inmesi için henüz yeterli veri olmadığını belirterek faiz indirimlerini erteleyebileceği sinyalini verdi. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) da temkinli bir duruş sergiliyor.
Homin Lee, bu ortamda tahvil getirilerinin yükselmesinin piyasalarda korku yaratmaması gerektiğini savunuyor. Lee, "Getirilerdeki artış, merkez bankalarının ekonomiye aşırı müdahalesinden değil, ekonominin kendi dinamiklerinden kaynaklanıyor. Bu da hisse senedi piyasaları için aslında olumlu bir tablo" değerlendirmesinde bulundu.
Lee'nin analizine göre, tahvil getirileri ile hisse senedi değerlemeleri arasındaki ilişki sanıldığı kadar basit değil. Tarihsel olarak, getirilerin kademeli ve ekonomik büyüme kaynaklı olduğu dönemlerde hisse senetleri de pozitif performans gösterdi. Örneğin 2016-2019 arası dönemde ABD 10 yıllık tahvil faizi %1,5'ten %3'e yükselirken S&P 500 endeksi de önemli ölçüde değer kazandı. Lee, benzer bir senaryonun şu anda da geçerli olabileceğini düşünüyor.
Küresel Piyasalar ve Merkez Bankaları
Tahvil getirilerindeki yükseliş, sadece ABD ile sınırlı değil. Almanya 10 yıllık tahvil faizi, Avrupa'nın lokomotif ekonomisindeki toparlanma sinyalleriyle birlikte artış gösterdi. Japonya'da ise uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasından çıkış sinyalleri, Japon tahvil getirilerini yukarı çekiyor. Çin'de ise ekonomik yavaşlama endişeleri nedeniyle getiriler baskı altında.
Lee, bu çeşitliliğin küresel hisse senedi piyasaları için fırsatlar sunduğunu belirtiyor. Gelişmiş ülkelerdeki getiri artışı, bankacılık ve finans sektörü hisselerini desteklerken, teknoloji gibi uzun vadeli büyüme odaklı sektörlerde dalgalanma yaratabilir. Ancak Lee, genel olarak hisse senedi piyasalarının bu ortamı yönetebilecek güçte olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, jeopolitik riskler de tahvil getirilerini etkileyen faktörler arasında. Orta Doğu'daki gerilim, Ukrayna savaşı ve Tayvan Boğazı'ndaki tansiyon, güvenli liman talebini zaman zaman artırarak tahvil faizlerinde oynaklığa neden oluyor. Lee, bu tür jeopolitik şokların geçici olduğunu ve uzun vadeli ekonomik temellerin belirleyici olmaya devam edeceğini ifade ediyor.
Hisse Senedi Değerlemeleri ve Riskler
Hisse senedi değerlemeleri, özellikle ABD'de, tarihsel ortalamaların üzerinde seyrediyor. S&P 500'ün fiyat/kazanç (F/K) oranı, uzun vadeli ortalamanın belirgin şekilde üzerinde. Bu durum, bazı analistlerin piyasada balon endişesi taşımasına neden oluyor. Ancak Homin Lee, yüksek değerlemelerin tek başına bir satış sinyali olmadığını savunuyor. Lee'ye göre, düşük faiz oranları ve güçlü kurumsal kârlılık, yüksek değerlemeleri haklı çıkarıyor.
Lee, yatırımcıların tahvil getirilerindeki artışa aşırı tepki vermemesi gerektiğini belirtiyor. "Getiriler yükseliyor diye hisse senetlerinden kaçmak doğru bir strateji değil. Önemli olan getirilerin neden yükseldiği. Eğer bu yükseliş ekonomik iyileşmeden kaynaklanıyorsa, hisse senetleri de bundan kazançlı çıkar" diyor.
Bununla birlikte, Lee, merkez bankalarının beklenenden daha agresif sıkılaştırmaya gitmesi durumunda risklerin artabileceğini kabul ediyor. Özellikle enflasyonun yeniden yükselişe geçmesi ve Fed'in faiz artırımlarına devam etmesi, piyasalarda sert düzeltmelere yol açabilir. Ancak Lee, baz senaryosunda böyle bir gelişme öngörmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil getirilerindeki yükseliş ve Homin Lee'nin değerlendirmeleri, Türkiye ekonomisi ve piyasaları açısından da önem taşıyor. Türkiye, yüksek dış borç ve cari açık nedeniyle küresel finansal koşullara duyarlı bir ülke. ABD'de tahvil getirilerinin yükselmesi, genellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını olumsuz etkiler ve Türk Lirası üzerinde baskı yaratır. Ancak getiri artışının sağlam ekonomik temellerden kaynaklandığı bir senaryoda, küresel risk iştahı güçlü kalırsa Türkiye'nin de bundan olumlu etkilenmesi mümkün. Yine de Türkiye'nin kendi iç dinamikleri, enflasyon ve para politikası belirsizlikleri, dış finansman koşullarındaki değişimlere karşı kırılganlığı artırıyor. Yatırımcıların Türkiye'ye yönelik algısı, küresel getiri ortamından bağımsız düşünülemez.