Lübnan merkezli Hizbullah örgütü, 11 Ocak 2025 Cumartesi günü İsrail'in kuzeyinde konuşlu askeri birliklere yönelik bir roket saldırısı düzenlediğini duyurdu. Örgütün resmi açıklamasına göre, saldırı İsrail-Lübnan sınırı yakınındaki bir askeri hedefe gerçekleştirildi. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma olup olmadığı henüz doğrulanmazken, İsrail ordusunun bölgeye takviye gönderdiği bildirildi. Hizbullah’ın bu eylemi, son haftalarda artan sınır gerginliğinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasındaki sınır, 2006 savaşından bu yana nispeten sakin bir dönem geçirmesine rağmen, son dönemde tansiyon yeniden yükselmeye başladı. Hizbullah, İsrail’in Gazze saldırılarına misilleme olarak kuzey cephesinde de eylemlerini artırdığını duyurmuştu. Son saldırı, İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik hava saldırılarına bir yanıt olarak da yorumlanıyor. Uzmanlar, Hizbullah’ın askeri kapasitesini önemli ölçüde geliştirdiğini ve kısa menzilli roketlerin yanı sıra uzun menzilli füzelerle de İsrail şehirlerini tehdit edebildiğini belirtiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamalarda Lübnan’dan gelecek herhangi bir saldırıya “ağır bir bedel” ödeteceklerini söylemişti.
Saldırı, İsrail’de siyasi krizin derinleştiği bir döneme denk geldi. Hükümet, yargı reformu tartışmaları ve geniş çaplı protestolarla sarsılırken, güvenlik bürokrasisinin dikkatinin dağılması Hizbullah için bir fırsat yaratmış olabilir. Bölgedeki kaynaklara göre, Hizbullah’ın bu saldırısı sembolik bir mesaj niteliği taşırken, aynı zamanda örgütün caydırıcılığını koruma çabası olarak görülüyor. Lübnan’da ise ekonomik çöküntü devam ederken, Hizbullah’ın silahlı faaliyetleri ülkeyi yeni bir çatışmaya sürükleme riskini de beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hizbullah’ın saldırısı, bölgesel güç dengesini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İran’ın bölgedeki en önemli vekil gücü olan Hizbullah, Tahran’ın desteğiyle askeri kapasitesini sürekli artırıyor. İsrail ise ABD’nin desteğiyle hem Hizbullah’ı hem de İran’ın nükleer programını hedef alan stratejiler izliyor. Son yıllarda İsrail, Suriye’de İran güçlerine yönelik yüzlerce hava saldırısı düzenlemiş olsa da, Hizbullah’ı doğrudan vurmaktan kaçınmıştı. Ancak bu tür sınır çatışmaları, kısa sürede büyük bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıyor.
Küresel ölçekte ise ABD, Rusya ve Avrupa Birliği, İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin kontrolden çıkmasından endişe ediyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi bölgeyi ziyaret ederek diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Ancak İsrail’in Gazze operasyonları ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları, bölgede kalıcı bir barışın önünü tıkıyor. Hizbullah’ın bu saldırısı, aynı zamanda İran’ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak da görülebilir. Tahran, dolaylı yoldan İsrail’e baskı yaparak nükleer programı konusunda taviz koparmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan hattındaki gerginliği yakından takip ediyor. Doğrudan çatışma riski taşıyan bu durum, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları tartışmalarını da etkileyebilir. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek çerçevesinde Hizbullah’ın eylemlerine mesafeli yaklaşsa da, bölgesel istikrarın bozulması Ankara’nın güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Özellikle Suriye sahasında İran ve Hizbullah ile zaman zaman karşı karşıya gelen Türkiye, Lübnan’da yeni bir savaşın mülteci akınını artırabileceği endişesini taşıyor. Ekonomik açıdan ise bölgedeki belirsizlik, enerji fiyatları ve ticaret yolları üzerinden Türkiye’yi etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, hem diplomatik girişimlerle tansiyonu düşürmeye çalışıyor hem de sınır güvenliği önlemlerini artırıyor.