ABD'nin İsrail ile Lübnan arasında bir çerçeve anlaşmasına varıldığını duyurmasının ardından, Lübnanlı silahlı grup Hizbullah anlaşmayı desteklemeyeceğini açıkladı. Al Jazeera'nın Beyrut'tan aktardığına göre, Hizbullah yetkilileri anlaşmanın Lübnan'ın egemenlik haklarını yeterince korumadığını ve İsrail'in bölgedeki askeri varlığını meşrulaştırdığını öne sürüyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki deniz sınırı uyuşmazlığının çözümüne yönelik bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varıldığını belirtmişti. Anlaşma, doğal gaz arama faaliyetleri için önemli bir adım olarak görülüyor.
Anlaşmanın İçeriği ve Tarafların Pozisyonları
ABD'nin arabuluculuğunda şekillenen çerçeve anlaşması, İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırını belirlemeyi ve Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarının paylaşımını düzenlemeyi hedefliyor. İsrail Başbakanı Yair Lapid, anlaşmayı 'tarihi bir başarı' olarak nitelendirirken, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn da anlaşmanın ülkenin ekonomik çıkarlarına hizmet edeceğini söyledi. Ancak Hizbullah, anlaşmanın İsrail'in Lübnan kara sularındaki varlığını tanıdığı ve ülkenin egemenliğini zedelediği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, yaptığı konuşmada 'Bu anlaşma Lübnan'ın haklarını korumuyor, aksine işgalciyi meşrulaştırıyor' ifadelerini kullandı. Hizbullah'ın bu tutumu, Lübnan iç siyasetinde derin bir ayrışmaya yol açtı; birçok siyasi parti anlaşmayı desteklerken, Hizbullah ve müttefikleri karşı çıkıyor. Anlaşmanın uygulanabilmesi için Lübnan Meclisi'nde onaylanması gerekiyor, ancak Hizbullah'ın engelleme girişimleri süreci belirsizleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Lübnan çerçeve anlaşması, sadece iki ülke arasındaki bir anlaşmazlığı çözmekle kalmayıp, Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiğini de yakından ilgilendiriyor. Bölgede keşfedilen doğal gaz yatakları, Mısır, İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan'ı birbirine bağlayan enerji koridorlarının oluşmasına yol açtı. ABD, bu anlaşmayla Rusya'nın bölgedeki etkisini dengelemeyi ve Avrupa'nın enerji arz güvenliğine katkı sağlamayı hedefliyor. Ancak Hizbullah'ın anlaşmaya karşı çıkması, ABD'nin Ortadoğu diplomasisinde önemli bir engel teşkil ediyor. İran'ın bölgesel vekili olan Hizbullah, İsrail'e karşı askeri kapasitesini koruyor ve Lübnan siyasetinde belirleyici bir aktör konumunda. Anlaşmanın başarısızlığa uğraması halinde, Doğu Akdeniz'de yeni bir gerilim dalgası yaşanmasından endişe ediliyor. Ayrıca, bu durum Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisini daha da kötüleştirebilir, çünkü uluslararası yatırımcılar istikrar arayışında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığında doğal gaz arama faaliyetlerini sürdürürken, İsrail-Lübnan anlaşması bölgedeki enerji işbirliği modellerine yeni bir boyut katıyor. Hizbullah'ın anlaşmaya karşı çıkması, Türkiye'nin Lübnan'daki nüfuz mücadelesinde de bir faktör olarak değerlendirilebilir. Türkiye, Hizbullah'ı terör örgütü olarak kabul etmemekle birlikte, Lübnan'daki taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalışıyor. Anlaşmanın akıbeti, Doğu Akdeniz'deki enerji koridorlarının şekillenmesinde Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir.