Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Şefi Tom Fletcher, İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkes anlaşmasının ardından uluslararası topluma altı acil talep sıraladı. Fletcher, çatışmaların durmasıyla birlikte Lübnan'da insani krizin derinleştiğine dikkat çekti ve özellikle güney Lübnan ile Beyrut'un güney banliyölerinde yerlerinden edilen yüz binlerce sivilin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu vurguladı. BM Yetkilisi, ateşkesin kalıcı olması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için taraflara çağrıda bulundu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkes anlaşması, aylardır süren sınır çatışmalarının ardından geldi. Çatışmalar özellikle İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından Hizbullah'ın kuzey sınırından İsrail'e roket atmasıyla tırmanmıştı. Taraflar, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda 27 Kasım 2024'te ateşkes konusunda anlaştı. Anlaşma kapsamında, Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyinde konuşlanması ve Hizbullah'ın ağır silahlarını bölgeden çekmesi öngörülüyor. BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) de anlaşmanın uygulanmasını denetleyecek.
Tom Fletcher, BM Cenevre Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, “Ateşkes memnuniyet verici ancak şimdi asıl mücadele başlıyor” dedi. Fletcher'ın altı talebi arasında, insani yardım koridorlarının açılması, temel hizmetlerin yeniden tesis edilmesi, mayın ve patlamamış mühimmat temizliği, çocukların eğitime erişimi, sağlık hizmetlerinin acilen güçlendirilmesi ve yerinden edilmiş kişilerin güvenli dönüşü yer alıyor. BM'ye göre çatışmalar nedeniyle Lübnan'da 1,2 milyondan fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Lübnan ateşkesi, Ortadoğu'da tırmanan gerilimin kısmen yatışması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının devam ettiğini ve bölgesel istikrarın henüz sağlanamadığını belirtiyor. Ateşkes anlaşması, ABD ve Fransa'nın diplomatik başarısı olarak görülse de İran destekli Hizbullah'ın Lübnan'daki askeri varlığının gelecekte yeniden belirmesi olasılığı bölgeyi tehdit ediyor. BM'nin 1701 sayılı kararı temel alınarak yapılandırılan anlaşma, daha önce 2006 savaşını sonlandırmış ancak tam olarak uygulanamamıştı. Şimdi uluslararası toplum, anlaşmanın lafzına sadık kalınması için daha etkin denetim mekanizmaları çağrısı yapıyor.
Öte yandan, Lübnan'daki insani kriz, ülkenin zaten kırılgan olan ekonomisini daha da derinleştirdi. Dünya Bankası verilerine göre Lübnan ekonomisi 2019'dan bu yana %40 küçüldü ve nüfusun büyük kısmı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. BM, 5,5 milyonluk Lübnan'da yaklaşık 4 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğunu tahmin ediyor. Fletcher'ın altı talebi bu kapsamda hayati önem taşıyor; ancak uluslararası bağışçıların daha önce söz verdiği yardım miktarının ancak yarısını sağladığı biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'da istikrarın sağlanmasını yakından takip ediyor. İki ülke arasında güçlü tarihi ve kültürel bağlar bulunuyor; ayrıca Türkiye, Lübnan'daki yeniden yapılanma süreçlerinde daha önce aktif rol oynamıştı. İsrail-Lübnan ateşkesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği ve bölgesel güç dengeleri açısından da önem taşıyor. Türkiye, özellikle Lübnan'daki insani krizin hafifletilmesi için yardımlarını sürdürebilir ve BM'nin çağrılarına katkı sağlayabilir. Ancak Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan'da siyasi istikrarın sağlanması, Türkiye'nin bölgesel nüfuz mücadelesinde dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor.