Lübnan merkezli Şii örgüt Hizbullah, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde ve tartışmalı Şib'a Çiftlikleri bölgesindeki işgalci varlığını gerekçe göstererek meşru müdafaa hakkının devam ettiğini duyurdu. Örgütün yayınladığı yazılı açıklamada, 'İsrail işgali altındaki topraklarımızda direnişin silahlı varlığı ve meşru müdafaa hakkı, düşmanın varlığı ve tehditleri devam ettiği sürece geçerlidir' ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına atıfta bulunularak, İsrail'in Lübnan hava sahasını ihlal ettiği ve karara uymadığı belirtildi.
Gelişmenin arka planı: Ateşkes süreci ve ihlaller
Hizbullah'ın bu açıklaması, İsrail ile Lübnan arasında son dönemde yaşanan gerginliklerin ardından geldi. Geçtiğimiz haftalarda, İsrail savaş uçaklarının Beyrut ve Lübnan'ın güneyi üzerinde alçak uçuşlar yaptığı, ayrıca İsrail ordusunun Şib'a Çiftlikleri bölgesinde mevzilerini güçlendirdiği bildirilmişti. Hizbullah, bu ihlalleri 'savaş eylemi' olarak nitelendirirken, bir taraftan da daha geniş çaplı bir çatışmadan kaçınmaya çalışıyor. Örgüt, İsrail'in 2006 savaşından bu yana Lübnan'ın güney sınırında tampon bölge oluşturma çabalarını da eleştiriyor.
Öte yandan, Hizbullah'ın siyasi kanadı, Lübnan'daki siyasi kriz ve hükümet kurma çabalarını da etkileyen bu açıklamalarıyla, iç kamuoyuna karşı pozisyonunu sağlamlaştırmayı hedefliyor. Lübnan'da ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde, Hizbullah'ın 'direniş' söylemi, tabanını mobilize etmek için kritik bir araç olarak öne çıkıyor. Grup, aynı zamanda bölgesel jeopolitik dengelerdeki değişimleri (İran-ABD müzakareleri, Suudi Arabistan'ın Lübnan'a yönelik tutumu vb.) yakından izliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Normalleşme ve direniş eksenindeki kırılma
Hizbullah'ın bu açıklaması, İsrail ile Lübnan arasında 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından gelen ilk önemli dış politika sinyallerinden biri olarak değerlendiriliyor. Ateşkes, İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmesi ve Lübnan ordusunun bölgeye konuşlandırılmasını öngörüyordu. Ancak, işgal altındaki Şib'a Çiftlikleri ve İsrail'in hava sahası ihlalleri, anlaşmanın uygulanmasında sorunlar yaratıyor. Hizbullah, bu sorunları meşru müdafaa hakkının gerekçesi olarak kullanıyor.
Analistler, bu durumun Lübnan'ın egemenliği ve bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. İsrail'in, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik talepleri, taraflar arasındaki asıl anlaşmazlık noktası olarak öne çıkıyor. Ayrıca, ABD'nin arabuluculuğunda yürüyen İsrail-Lübnan sınır müzakereleri, bu açıklamaların gölgesinde daha da karmaşık bir hal alabilir. Bölgesel boyutta ise, Hizbullah'ın bu tutumu, İran-Suudi Arabistan rekabeti ve İsrail-ABD ekseninde 'yeni Ortadoğu' projeksiyonları üzerinde belirleyici bir etki yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hizbullah'ın bu açıklaması, Türkiye'nin Lübnan ve genel olarak Doğu Akdeniz politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunmakta, İsrail'in ihlallerine karşı Birleşmiş Milletler'de destek vermektedir. Ancak Hizbullah'a karşı farklı bir pozisyon izleyen Türkiye, örgütün meşru müdafaa vurgusunu kendi çıkarları açısından dengelemek durumundadır. Özellikle, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin enerji arama faaliyetleri ve Kıbrıs sorunu bağlamında, Lübnan'da istikrarsızlık, bölgesel güvenlik hesaplarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki stratejik dengeleri göz önüne alındığında, Hizbullah'ın pozisyonu Ankara'nın Tahran ve Şam ile ilişkilerinde ince bir denge gerektirmektedir.