Lübnan merkezli Hizbullah hareketi, 5 Ekim Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Lübnan'da İsrail'in iki ayrı kara harekatını püskürttüklerini ve İsrail askerleri, askeri araçları ile mevzilerine yönelik 19 saldırı düzenlediklerini duyurdu. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Hizbullah tarafından yapılan üst üste açıklamalarda, savaşçılarının İsrail güçlerini tespit ederek insansız hava araçları, roketler ve topçu kullanarak karşılık verdiği belirtildi. Bu gelişmeler, İsrail ile Hizbullah arasında yıllardır süren ve son dönemde yeniden alevlenen çatışmaların en yoğunları arasında yer alıyor. Bölgedeki gerilim, uluslararası toplumun endişelerini artırırken, taraflar arasındaki düşmanlığın daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşme riski bulunuyor.
Hizbullah'ın Saldırıları ve İsrail'in Yanıtı
Hizbullah'ın açıklamalarına göre, örgüt savaşçıları Güney Lübnan'da İsrail'in sızma girişimlerini engelledi. İlk olarak, İsrail güçlerinin sınıra yakın bir bölgede ilerlemeye çalıştığı ancak Hizbullah'ın yoğun ateşiyle geri çekilmek zorunda kaldığı bildirildi. Diğer bir olayda ise, Hizbullah'ın İsrail askeri konvoyunu hedef aldığı ve çok sayıda aracın imha edildiği iddia edildi. Örgüt ayrıca, İsrail'in kuzeyindeki askeri üsleri ve toplanma noktalarını roket ve topçu atışlarıyla vurduğunu duyurdu.
İsrail tarafından henüz resmi bir yanıt gelmezken, İsrail ordusunun kuzey sınırında alarm seviyesini yükselttiği ve bölgeye takviye birlikler sevk ettiği biliniyor. Son haftalarda İsrail, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan topraklarında hava saldırıları düzenlemiş, bu da karşılıklı misillemeleri tetiklemişti. BM barış gücü UNIFIL, taraflara itidal çağrısında bulunurken, çatışmaların sivil kayıplara yol açtığı ve bölgedeki insani durumun kötüleştiği belirtiliyor.
Hizbullah'ın açıklamaları, örgütün İsrail'e karşı kara operasyonlarına aktif olarak katıldığını ve sınır ötesi harekatları püskürtme kapasitesine sahip olduğunu göstermesi açısından önemli. Ancak bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hizbullah-İsrail çatışması, sadece iki taraf arasında kalmayarak bölgesel bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah'ın güçlenmesi, İsrail ve ABD tarafından stratejik bir tehdit olarak görülüyor. Son dönemde İsrail'in Suriye'de İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırıları da bu gerilimi artıran unsurlar arasında. Lübnan'ın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kriz, Hizbullah'ın askeri gücünü daha da ön plana çıkarırken, ülke yönetimini zor durumda bırakıyor.
ABD ve Avrupa Birliği, çatışmanın büyümesini engellemek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi, tarafları ateşkese çağıran kararlar alırken, Fransa gibi ülkeler arabuluculuk teklifinde bulunuyor. Ancak şu ana kadar kalıcı bir çözüm sağlanabilmiş değil. Çatışmaların genişlemesi halinde, Lübnan'ın istikrarı daha da bozulabilir ve bölge yeni bir savaşa sürüklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hizbullah-İsrail çatışması, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlık Türk dış politikasını ve ekonomisini dolaylı olarak etkilemektedir. Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'taki gelişmelerle bağlantılı olarak, sınır güvenliğine ek önem vermekte ve terörle mücadele stratejisini buna göre şekillendirmektedir. İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atan Türkiye, Hizbullah gibi aktörlerin tırmanan faaliyetlerinin İsrail ile ilişkilerini olumsuz etkilemesini istememektedir. Aynı zamanda, Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik çıkarlarını da zedeleyebilir. Bu nedenle Ankara, taraflar arasında diyaloğu teşvik eden bir tutum sergilemekte ve krizin yayılmasını önlemek için uluslararası çabalara destek vermektedir.