Avustralya'da yıllarca çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarıyla anılan Hıristiyan Kardeşler Tarikatı (Christian Brothers), benzeri görülmemiş bir hukuk taktiğiyle mağdurları mahkeme dışı bırakmaya hazırlanıyor. Tarikat, mahkemelerde süren davaları durdurup kendi kuracağı bir fon aracılığıyla mağdurlara ödeme yapmayı planlıyor. Ancak mağdurlar, bu plan kapsamında alacaklarının tamamını alamayacaklarını ve kendilerini “sırtlarından bıçaklanmış” gibi hissettiklerini söylüyor. Avustralya’nın en büyük Katolik tarikatlarından biri olan Hıristiyan Kardeşler, ülkede 20. yüzyıl boyunca yüzlerce çocuğun cinsel, fiziksel ve duygusal istismara uğradığı kurumlar işletmişti.
Skandalın boyutları ve tarikatın yeni stratejisi
Avustralya Kraliyet Komisyonu’nun 2017 tarihli raporuna göre, Hıristiyan Kardeşler Tarikatı’na bağlı kurumlarda 1950 ile 2010 yılları arasında en az 1.100 çocuk cinsel istismara maruz kaldı. Mağdurlar, yıllar süren hukuk mücadelelerinin ardından tazminat alabilmek için mahkemelere başvurmuştu. Ancak tarikat, geçtiğimiz aylarda aldığı bir kararla tüm davaları durdurmayı ve bunun yerine mağdurların taleplerini kendi belirlediği bir fon aracılığıyla karşılamayı önerdi. Avustralya medyasına yansıyan haberlere göre, bu fonun büyüklüğü henüz netleşmiş değil ancak tarikat yetkilileri, mağdurların alacaklarının ancak yüzde 50-70’ini ödeyebileceklerini kabul etti. Bu durum, özellikle ciddi istismar mağduru olan ve psikolojik destek ile tedavi masrafları yüksek olan kişiler için büyük bir darbe anlamına geliyor.
Mağdurların avukatları, tarikatın bu hamlesini “hukuku hiçe sayma” olarak nitelendiriyor. Avukat John Murtagh, “Bu, mağdurların adalet arayışını baltalamak için atılmış kurnazca bir adım. Tarikat, mahkeme sürecinin getireceği kamuoyu baskısından kaçmak ve tazminat miktarını kendi lehine sınırlamak istiyor. Mağdurların çoğu, bu teklifi kabul etmek zorunda kalacak çünkü alternatifleri yıllarca sürecek bir hukuk savaşı” dedi.
Küresel boyut ve emsal tehlikesi
Hıristiyan Kardeşler Tarikatı’nın bu taktiği, dünya genelinde Katolik kilisesine bağlı diğer kurumlar için de emsal oluşturabilir. İrlanda, ABD ve Kanada’da da benzer istismar skandallarıyla karşı karşıya kalan Katolik tarikatları, şimdiye kadar mahkeme süreçlerinde mağdurlara tazminat ödemeye zorlanmıştı. Ancak Avustralya’daki bu yeni model, diğer kurumların da mağdurları mahkeme dışında, daha düşük miktarlarla susturmasının yolunu açabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren misyoner kuruluşları, bu yöntemi kullanarak hukuki sorumluluktan kaçabilir. Bu durum, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor. Uluslararası Af Örgütü, “Bu, istismar mağdurlarının adalete erişimini engelleyen bir uygulamadır. Hiçbir kurum, kendi kuracağı bir fonla mahkeme kararlarının yerine geçemez” açıklamasını yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’de doğrudan bir yankı bulmasa da uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamında önem taşıyor. Türkiye, özellikle son yıllarda çocuk istismarı vakalarında daha etkin bir hukuki mücadele yürütüyor. Hıristiyan Kardeşler vakasında olduğu gibi, kurumların mağdurları mahkeme dışı fonlarla susturma girişimleri, Türkiye’de de benzer yapıların (örneğin tarikatlar veya büyük holdingler) benzer taktikler kullanmasına emsal teşkil edebilir. Türk adalet sistemi, mağdurların mahkeme yoluyla tazminat almasını güvence altına almalı ve alternatif çözüm mekanizmalarının mağdur haklarını ihlal etmesini engellemelidir. Ayrıca, bu tür uluslararası skandallar, Türkiye’deki STK’ların ve insan hakları savunucularının dikkatini çekerek, benzer durumlar için erken uyarı mekanizmaları geliştirilmesine katkı sağlayabilir.