Hintli denizciler, Orta Doğu'daki savaşın ardından aylarca mahsur kaldıkları Hürmüz Boğazı'nı nihayet geçmeyi başardı. Ancak birçoğu, geçim kaygısıyla yeniden aynı riskli bölgelere dönmek zorunda kalacaklarından endişe ediyor. Hindistan, dünya ticaret filosuna en fazla denizci sağlayan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Bu denizciler, özellikle Basra Körfezi'ndeki petrol ve gaz taşımacılığında kritik rol oynuyor. Savaş nedeniyle yaşadıkları psikolojik travma, ailelerinden ayrı geçen aylar ve belirsizlik, onları yeni bir kariyer arayışına itiyor.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalanlar
Orta Doğu'da tırmanan çatışmalar, küresel deniz ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nı neredeyse ulaşılmaz hale getirdi. Bölgede seyir halindeki birçok ticari gemi, savaşın başlamasıyla birlikte rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Hintli denizciler de bu gemilerde görev yapıyordu. Aylarca süren bekleyiş, gemilerin güvenli limanlara yanaşamaması ve mürettebatın karaya çıkamaması, denizciler için ciddi bir psikolojik yük oluşturdu.
Hintli denizciler, maaşlarının geri kalanını alabilmek ve yeni sözleşmeler imzalayabilmek için genellikle ailelerinden aylarca uzak kalıyor. Savaşın yarattığı belirsizlik, bu süreyi daha da uzattı. Birçoğu, evlerine dönmeyi ve denizciliği bırakmayı düşünüyor. Ancak Hindistan'da denizcilik sektörü dışında yeterli iş imkânı bulunmadığından, çoğu için tek seçenek yeniden yelken açmak.
Hint hükümeti, denizcilerin tahliyesi için çaba gösterse de sürecin yavaş ilerlediği belirtiliyor. Denizciler, konsolosluk yardımının yetersiz olduğunu ve çoğu zaman kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Bu durum, denizcilerin sendikalar aracılığıyla haklarını aramasına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut: Deniz ticareti ve iş gücü piyasası
Hintli denizciler, küresel ticaret filosunun yaklaşık %12'sini oluşturuyor. Bu oran, Hindistan'ı Filipinler'den sonra en büyük ikinci denizci kaynağı yapıyor. Orta Doğu'daki çatışmalar, bu iş gücünün hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Savaşın ardından bölgeye dönmek istemeyen denizciler, küresel tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir. Özellikle petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığında yaşanacak personel sıkıntısı, enerji fiyatlarını yukarı çekebilir.
Uluslararası Deniz Ticareti Odası (ICS), denizcilerin güvenliğinin sağlanması için uluslararası iş birliği çağrısında bulunuyor. Savaş bölgelerinde seyir güvenliğinin artırılması ve denizcilere psikolojik destek verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, denizcilik sektöründe ciddi bir iş gücü kaybı yaşanabilir.
Hindistan'ın denizcilik sendikaları, hükümetten denizcilerin haklarını koruyacak yeni düzenlemeler talep ediyor. Savaş bölgelerinde çalışmayı reddeden denizcilerin cezalandırılmaması ve alternatif iş imkânları sağlanması isteniyor. Bu talepler, küresel denizcilik sektöründe işçi hakları açısından önemli bir emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hintli denizcilerin Körfez'e dönme konusundaki çekinceleri, Türkiye'nin deniz ticaretindeki rolünü ve enerji güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Türk bayraklı gemilerde de çalışan yabancı denizciler bulunuyor; bu nedenle küresel iş gücü piyasasındaki dalgalanmalar Türk armatörleri de etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Orta Doğu'dan karşılıyor; denizci sıkıntısı nedeniyle enerji taşımacılığında aksama yaşanması, Türkiye'nin enerji fiyatları ve tedarik güvenliği üzerinde baskı oluşturabilir. Bölgesel bir denizcilik merkezi olarak Türkiye, bu krizden etkilenen denizcilere alternatif rotalar ve istihdam imkânları sunarak hem küresel tedarik zincirine katkıda bulunabilir hem de kendi denizcilik sektörünü güçlendirebilir.