ABD Başkanı Donald Trump, göreve başladığı ilk gün imzaladığı doğumla vatandaşlık hakkını kaldıran yürütme kararını savunurken, bu hakkın "dünyanın her yerinden gelip ABD'ye yığılması için değil, kölelerin çocuklarına vatandaşlık verilmesi için" getirildiğini söyledi. Trump'ın 20 Ocak 2025'te imzaladığı karar, ertesi gün Seattle'daki bir federal mahkeme tarafından geçici olarak durduruldu. Karar, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle Washington eyaleti başta olmak üzere birçok eyalet ve sivil toplum kuruluşu tarafından dava edilmişti.
Trump'ın savunması ve tarihsel arka plan
Trump, yaptığı açıklamada 14. Ek Madde'nin 1868'de İç Savaş sonrası köleliğin kaldırılmasının ardından kabul edildiğini ve özgürlüğüne kavuşan Afrikalı-Amerikalıların çocuklarının vatandaşlığını güvence altına almak için tasarlandığını belirtti. "Bu madde, dünyanın her köşesinden gelip ülkemize yığılan insanlar için yapılmadı. Kölelerin çocuklarını vatandaş yapmak içindi," dedi. Ancak tarihçiler, 14. Ek Madde'nin kapsamının daha geniş olduğunu ve ABD'de doğan herkese vatandaşlık verdiğini vurguluyor. Yargıç John Coughenour, Seattle'daki duruşmada Trump'ın kararını "açıkça anayasaya aykırı" olarak nitelendirdi ve ülke genelinde geçici bir tedbir kararı çıkardı.
Trump yönetimi, kararın federal yasalar ve Anayasa ile uyumlu olduğunu savunuyor. Beyaz Saray sözcüsü, "Başkan, yürütme yetkisini kullanarak sınır güvenliğini sağlama ve yasadışı göçü caydırma konusunda kararlıdır. Bu karar, hukuki süreçte sonuna kadar savunulacaktır," ifadelerini kullandı. Ancak hukuk uzmanları, Trump'ın bu adımının uzun vadede Yüksek Mahkeme'ye kadar gidebileceğini ve hükümetin aleyhine sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor.
Küresel ve bölgesel boyut
Trump'ın girişimi, sadece ABD içinde değil, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Özellikle Latin Amerika ülkeleri, ABD'nin doğumla vatandaşlık politikasını kendi göçmen toplulukları için bir avantaj olarak görüyordu. Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, bu kararın bölgedeki göç dinamiklerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), doğumla vatandaşlığın evrensel bir insan hakkı olmadığını ancak birçok ülkede vatansızlığı önlemek için kritik olduğunu belirtti.
Avrupa'da da benzer tartışmalar yaşanıyor. Fransa ve Almanya gibi ülkeler, sınırlı doğumla vatandaşlık uygulamalarına sahipken, İrlanda ve Kanada gibi ülkeler sınırsız doğumla vatandaşlık tanıyor. Trump'ın bu hamlesi, küresel göç karşıtı söylemi güçlendirebilir ve diğer ülkelerde benzer yasal düzenlemeleri teşvik edebilir. Öte yandan, ABD'deki 11 milyonu aşkın kayıtsız göçmenin çocukları, bu kararın yürürlüğe girmesi halinde vatansız kalma riskiyle karşı karşıya kalacak. Göçmen hakları örgütleri, bu durumun insani bir krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD vatandaşlığına hak kazanma yollarından biri olarak doğumla vatandaşlık uygulamasına ilgi duyan ülkeler arasında. Trump'ın kararının yürürlüğe girmesi, özellikle ABD'de yaşayan Türk kökenli ailelerin çocuklarının vatandaşlık statüsünü etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'den ABD'ye yönelik doğum turizmi olarak bilinen akım da bu karardan doğrudan etkilenecek. Ancak kararın mahkeme tarafından durdurulması, Türkiye için kısa vadede bir değişiklik olmayacağını gösteriyor. Küresel ölçekte ise bu tür politikalar, göçmen karşıtı dalganın yükselmesine katkıda bulunarak, Türkiye gibi yoğun göç alan ülkelerin de benzer baskılarla karşılaşmasına neden olabilir. Türk dış politikası, ABD'deki bu gelişmeyi yakından takip etmeli ve olası göç hareketlerine karşı hazırlıklı olmalıdır.