Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi'nden tedavi amacıyla yurtdışına çıkarılmak üzere 85 hasta ve refakatçisinin tahliyesini gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, tahliye edilenler arasında kanser hastaları ve diğer kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin yer aldığı belirtilirken, bu kişilerin Mısır ve diğer ülkelerde tedavi görmek üzere sevk edildiği ifade edildi. DSÖ yetkilileri, Gazze'de sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini ve bu tür tahliyelerin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Gazze Şeridi, İsrail'in yaklaşık bir yıldır sürdürdüğü yoğun saldırılar nedeniyle büyük bir insani krizle karşı karşıya. Bölgedeki hastaneler, saldırılar ve yakıt kıtlığı nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlanırken, binlerce hasta temel sağlık hizmetlerine erişemiyor. DSÖ, bu durum karşısında uluslararası toplumu yardıma çağırırken, bugüne kadar çok sayıda hasta ve yaralının Gazze dışına çıkarılmasına aracılık etti. Ancak yetkililer, ihtiyacın çok büyük olduğunu ve mevcut tahliyelerin yetersiz kaldığını belirtiyor. İsrail, savaşın başından bu yana Gazze'deki sağlık altyapısını hedef almakla suçlanıyor, ancak bu iddiaları reddediyor.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı açıklamada, "Gazze'de her gün binlerce insan tedavi edilemeyen hastalıklar ve yaralanmalar nedeniyle hayatını kaybediyor. Uluslararası toplumun bu insani felakete seyirci kalmaması gerekiyor" dedi. Örgüt, tahliyelerin devam edeceğini ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığını, asıl ihtiyacın ateşkes olduğunu vurguladı.
Tahliye edilen hastalar arasında kemik iliği nakli gereken lösemi hastaları, kalp rahatsızlığı olanlar ve kanser tedavisi gören kişiler bulunuyor. Refakatçileriyle birlikte Mısır'a geçirilen hastalar, buradan farklı ülkelere sevk edilecek. DSÖ, tahliye işlemlerinin Kızılay ve diğer insani yardım kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütüldüğünü belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut
Gazze'deki sağlık krizi, sadece Filistin halkını değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Mısır, hastaların kabulünde önemli bir rol üstlenirken, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri de tedavi imkanı sunuyor. Ancak bölge ülkeleri, mevcut sağlık altyapılarının bu kadar büyük bir hasta akışını kaldıramayacağı konusunda uyarıyor. DSÖ, hastaların üçüncü ülkelere sevk edilmesi için uluslararası bir koordinasyon mekanizması kurulması çağrısında bulundu. Bu durum, küresel sağlık güvenliği ve insani yardımın önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
İsrail'in Gazze saldırıları, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından savaş suçu olarak nitelendirilirken, ABD ve AB ülkeleri İsrail'e desteğini sürdürüyor. Bu durum, uluslararası toplum arasında derin bir ayrışmaya yol açıyor. Tahliyeler, bir yandan insani yardımın işlerliğini gösterirken, diğer yandan krizin çözümü için siyasi adımların atılmaması eleştirilere neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Gazze'ye yönelik insani yardımlarıyla bölgede aktif bir rol oynuyor. Ancak bu tahliyeler, Türkiye'nin doğrudan taraf olduğu bir gelişme değil. Yine de, Türkiye'nin sağlık altyapısı ve coğrafi konumu, potansiyel olarak daha fazla hastanın kabulü için bir seçenek olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert söylemleri ve Hamas'a verdiği siyasi destek, Türkiye'yi bölgesel bir aktör olarak konumlandırıyor. Ancak bu tür insani krizlerde Türkiye'nin somut adımlar atması, uluslararası arenada prestijini artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi ekonomik zorlukları, büyük ölçekli hasta kabulünü sınırlayabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin bu süreçte diplomatik girişimlerde bulunarak kalıcı bir çözüm için çaba göstermesi bekleniyor.