Hindistan, Yapay Zeka (AI) alanında küresel bir oyuncu olma hedefini, uzun süredir uyguladığı Aktif Doğu Politikası (AEP) ile birleştiriyor. Yeni Delhi yönetimi, AI vizyonunun başarıya ulaşması için Doğu Asya ülkeleriyle stratejik ortaklıklar kurması gerektiğinin farkında. Bu nedenle yapay zeka diplomasisi, AEP'nin merkezine yerleşiyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen bu yeni yaklaşım, ülkenin bölgesel etkisini artırmayı ve teknolojik bağımsızlığını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin Arka Planı: AI ve AEP'nin Kesişimi
Hindistan'ın Aktif Doğu Politikası, eski Başbakan Narasimha Rao döneminde başlatılan ve Narendra Modi yönetiminde güçlendirilen bir dış politika çerçevesidir. AEP, Hindistan'ın Güneydoğu Asya ve Doğu Asya ülkeleriyle ekonomik, siyasi ve güvenlik bağlarını derinleştirmeyi hedefler. Japonya, Güney Kore, Singapur, Vietnam ve Endonezya gibi ülkeler bu politikanın kilit ortaklarıdır. Yapay zeka alanında ise Hindistan, 2023'te 'Ulusal Yapay Zeka Stratejisi'ni güncelleyerek 'AI for All' vizyonunu benimsemiştir. Bu strateji, sağlık, tarım, eğitim ve altyapı gibi sektörlerde AI çözümleri geliştirmeyi öngörür. Ancak Hindistan'ın bu alandaki en büyük eksikliği, ileri yonga teknolojisi ve süper bilgisayar altyapısındaki yetersizliktir. Bu noktada Doğu Asya ülkeleri, özellikle Tayvan (yarı iletken), Güney Kore (çip üretimi) ve Japonya (robotik ve AI araştırmaları) kritik tedarikçiler konumundadır.
Hindistan, AI diplomasisi kapsamında bu ülkelerle ortak araştırma merkezleri kurmayı, veri paylaşım anlaşmaları imzalamayı ve AI etik standartları geliştirmeyi planlamaktadır. Örneğin, 2024 yılında Hindistan ve Japonya arasında imzalanan 'Dijital Ortaklık' anlaşması, AI savunma sistemleri ve akıllı şehir projelerini kapsamaktadır. Benzer şekilde, Singapur ile yapılan 'Fintech ve AI İşbirliği Mutabakatı', finansal teknolojilerde ortak projeler geliştirilmesini öngörmektedir. Bu girişimler, Hindistan'ın hem teknolojik kapasitesini artırmakta hem de AEP'nin ekonomik boyutunu güçlendirmektedir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rekabet ve Fırsatlar
Hindistan'ın AI odaklı AEP'si, yalnızca teknolojik işbirliği değil, aynı zamanda jeopolitik bir hamle olarak da değerlendirilmektedir. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin (BRI) dijital versiyonu olan 'Dijital İpek Yolu' projesine karşılık, Hindistan kendi teknoloji odaklı bir ağ kurma peşindedir. Çin, Güneydoğu Asya'da AI altyapısı ve 5G teknolojisi konusunda önemli yatırımlar yaparken, Hindistan da 'demokrasiler ittifakı' söylemiyle bu ülkelerle ortaklık kurmayı hedeflemektedir. Ayrıca ABD, Avustralya ve Japonya'dan oluşan Quad ittifakı çerçevesinde AI güvenliği ve kriptografi alanlarında işbirliği yapılmaktadır. Bu durum, Hindistan'ı hem Çin'le rekabette hem de ABD'nin Çin'i dengeleme stratejisinde önemli bir aktör haline getirmektedir. Bölgesel düzeyde ise, Hindistan'ın Doğu Asya ülkeleriyle AI ortaklıkları, Güney Asya ve Hint-Pasifik bölgesinde yeni bir teknolojik işbirliği dinamiği yaratmaktadır. Özellikle Bengal Körfezi ülkeleri (BIMSTEC) ile yapay zeka odaklı kalkınma projeleri, bölgesel entegrasyonu hızlandırabilir. Bununla birlikte, bu işbirliğinin önünde veri güvenliği, fikri mülkiyet hakları ve teknoloji transferi kısıtlamaları gibi engeller bulunmaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya'da artan teknoloji rekabeti ve dijital diplomasi hamlelerini yakından izlemelidir. Hindistan'ın AI odaklı politika değişikliği, Türkiye'nin Asya'da yeni işbirlikleri arayışında bir fırsat penceresi açabilir. Özellikle savunma teknolojileri ve yapay zeka alanında Hindistan'la potansiyel ortaklıklar, Türkiye'nin kendi 'Asya Açılımı' stratejisine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Hindistan'ın Çin karşısında teknoloji ittifakı kurma çabaları, Türkiye'nin Çin'le ilişkilerinde bir denge unsuru olarak değerlendirilebilir. Ancak Türkiye'nin kendi AI ekosistemini geliştirmesi ve Doğu Asya ülkeleriyle doğrudan işbirliği yapması, bu tür jeopolitik dönüşümlerden en iyi şekilde yararlanmasını sağlayacaktır. Küresel ölçekte ise, teknolojik bloklaşma eğiliminin güçlenmesi, Türkiye gibi orta ölçekli güçler için çok yönlü diplomasiyi daha da önemli hale getirmektedir.