Hindistan'da Z kuşağı ve genç yetişkinler arasında süregelen işsizlik krizi, Başbakan Narendra Modi'nin popülerliğine gölge düşürüyor. Ülkede her ay milyonlarca gencin işgücüne katıldığı ancak yeterli istihdam yaratılamadığı bir dönemde, eğitim sisteminden duyulan hayal kırıklığı ve yaşam maliyetlerindeki artış protestolara yol açıyor. Özellikle kentsel bölgelerde gençler, hükümetin vaatlerine rağmen ekonomik fırsatların daraldığını belirtiyor. 2024 genel seçimleri öncesinde bu durum iktidar partisi BJP için ciddi bir siyasi tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, genç seçmenin yüzde 65'ini oluşturduğu bir ülkede bu kesimin taleplerinin göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor.
Genç İşsizlik Krizi ve Eğitim Sistemindeki Çatlaklar
Hindistan'da 15-29 yaş arası işsizlik oranı yüzde 17'nin üzerinde seyrediyor; bu oran lise ve üniversite mezunları arasında daha da yüksek. Ülkenin en büyük sorunlarından biri, hızla büyüyen ekonominin vasıflı işgücü talebi ile eğitim sisteminin mezun ettiği gençlerin becerileri arasındaki uyumsuzluk. Mühendislik ve yönetim gibi alanlardan mezun olan binlerce genç iş bulamazken, aynı anda işverenler uygun nitelikteki çalışan eksikliğinden şikâyet ediyor. Ayrıca, üniversite kontenjanları ve sınav sistemindeki adaletsizlikler, özellikle kırsal kesimden gelen gençler arasında tepki çekiyor. Son aylarda Uttar Pradesh ve Bihar gibi eyaletlerde kamu sektörü iş ilanlarına başvurular milyonları buluyor; bu da istihdam açığının boyutunu gözler önüne seriyor. Modi hükümeti, üretime dayalı teşvik (PLI) gibi programlarla imalat sanayisini canlandırarak istihdam yaratmayı hedefliyor ancak eleştirmenler bu politikaların kapsamının yetersiz olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güney Asya'da Değişen Dinamikler
Hindistan'daki genç işsizliği ve siyasi huzursuzluk, yalnızca iç politika açısından değil, aynı zamanda bölgesel istikrar ve küresel tedarik zincirleri açısından da önem taşıyor. Hindistan, Çin'e alternatif bir üretim üssü olarak yabancı yatırımları çekmeye çalışırken, nitelikli işgücü arzındaki eksiklikler bu çabaları zorlaştırabilir. Ayrıca, genç nüfusun memnuniyetsizliği, Bangladesh ve Pakistan gibi komşu ülkelerde de yankı buluyor; Güney Asya'da demografik fırsat penceresinin kapandığına dair endişeler artıyor. Öte yandan, Hint diasporasının yoğun olduğu Körfez ülkeleri ve Batılı ekonomiler, Hindistan'daki siyasi değişimlerin işgücü hareketliliği üzerindeki olası etkilerini yakından izliyor. Küresel ekonomik yavaşlama ve jeopolitik gerilimler, Hindistan'ın ihracat üzerinden büyüme stratejisini de tehdit ediyor; işsizlik oranlarının artması halinde sosyal harcamalar ve altyapı yatırımları için ayrılan kaynakların yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki genç işsizliği ve eğitim krizi, Türkiye için iki açıdan önemli. Birincisi, Türkiye de benzer demografik yapıya sahip bir ülke olarak, genç nüfusun istihdamı ve eğitim reformu konularında Hindistan'dan çıkarılacak dersler barındırıyor. İkincisi, Türkiye'nin son yıllarda Asya-Pasifik'e yönelik dış politika açılımı kapsamında Hindistan ile ticari ve stratejik ilişkileri derinleşiyor; Hindistan'daki siyasi istikrarsızlık enerji ve savunma ticareti başta olmak üzere bu ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, iki ülkenin de yabancı yatırım çekme rekabeti göz önüne alındığında, Hindistan'daki ekonomik sorunlar Türkiye için göreli bir avantaj yaratabilir. Ancak uzun vadede, küresel bir durgunluğun her iki ülkeyi de etkileyeceği unutulmamalıdır.