Hindistan’ın uluslararası yatırımcılara tamamen açık olan devlet tahvilleri, hükümetin yabancı fonlara uyguladığı vergiyi kaldırmasının ardından rekor düzeyde aylık girişe sahne oldu. Söz konusu vergi indirimi, gelişmekte olan piyasalara yönelen küresel sermayenin rotasını Hint tahvillerine çevirmesine neden oldu. Hindistan’ın tahvil piyasası, son yıllarda uluslararası endekslere dahil edilmesiyle birlikte zaten yükselen bir ilgi görüyordu. Vergi muafiyeti ise bu ilgiyi katlayarak artırdı. Uzmanlar, bu durumun Hindistan’ın dış finansman ihtiyacını azaltacağını ve rupinin istikrarına katkı sağlayacağını belirtiyor.
Vergi indirimi ve rekor giriş
Hindistan hükümeti, Nisan 2025 itibarıyla yabancı yatırımcıların devlet tahvillerinden elde ettiği faiz gelirine uygulanan %20 oranındaki stopaj vergisini kaldırdı. Bu kararın ardından, sadece Mayıs ayında Hindistan tahvillerine giren net yabancı sermaye 12 milyar doları aştı. Bu rakam, tarihteki en yüksek aylık giriş olarak kayıtlara geçti. Kararın arkasında yatan temel motivasyon, ülkenin bütçe açığını finanse etmek ve yatırımcı tabanını genişletmekti. Hindistan Merkez Bankası da süreci desteklemek amacıyla faiz oranlarını sabit tutarak tahvil fiyatlarındaki istikrarı korumaya çalıştı.
Küresel fon yöneticileri, Hindistan’ın yüksek büyüme potansiyeli ve nispeten istikrarlı makroekonomik görünümü nedeniyle uzun süredir bu piyasaya ilgi duyuyordu. Ancak vergi yükü, bu ilginin tam olarak eyleme dönüşmesini engelliyordu. Verginin kaldırılmasıyla birlikte özellikle ABD, İngiltere ve Singapur merkezli büyük fonların agresif alımlara başladığı bildiriliyor. Analistler, bu akışın önümüzdeki aylarda da devam etmesini bekliyor. Öte yandan, agresif sermaye girişinin Hint rupisinde değerlenme baskısı yaratabileceği ve ihracat rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceği endişeleri de dile getiriliyor.
Küresel bağlam ve gelişmekte olan piyasalar
Hindistan’daki bu gelişme, gelişmekte olan piyasalara yönelen küresel sermaye akışının genel seyri hakkında da önemli ipuçları veriyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim döngüsüne girmesiyle birlikte, yatırımcılar daha yüksek getiri arayışıyla gelişmekte olan ülkelere yöneliyor. Bu ortamda, Hindistan gibi güçlü büyüme hikâyesine sahip ülkeler öne çıkıyor. Hindistan’ın tahvillerinin JP Morgan ve Bloomberg gibi küresel endekslere dahil edilmesi de bu süreci hızlandırdı. Endekslere dahil olma, pasif fonların otomatik olarak Hint tahvili almasını sağladığı için talebi yapısal olarak artırıyor.
Vergi indirimi, Hindistan’ı rakip ülkelere kıyasla daha cazip hale getirdi. Örneğin Endonezya ve Brezilya gibi diğer büyük gelişmekte olan piyasalarda yabancı yatırımcılar hâlâ çeşitli vergi ve düzenleyici engellerle karşılaşıyor. Bu durum, Hindistan’ın kısa vadede küresel sermaye için bir “liman” haline gelmesine yol açabilir. Ancak uzmanlar, bu kadar hızlı sermaye girişinin piyasada aşırı ısınmaya ve ani çıkışlar durumunda volatiliteye neden olabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın yabancı yatırımcılara vergi muafiyeti sağlayarak tahvil piyasasında rekor giriş elde etmesi, Türkiye gibi benzer ekonomik zorluklarla mücadele eden ülkeler için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye de yüksek enflasyon ve kur oynaklığı nedeniyle yabancı yatırımcı ilgisini çekmekte zorlanırken, Hindistan’ın uyguladığı vergi teşviki benzer bir modelin Türkiye’de de gündeme gelebileceğini düşündürüyor. Öte yandan, küresel sermayenin gelişmekte olan piyasalara yönelmesi, Türkiye’nin de dahil olduğu bu ülkeler grubuna yarayabilir. Ancak Türkiye’nin kredi notu ve risk primi gibi yapısal sorunları çözülmeden, sadece vergi indirimiyle benzer bir başarı elde etmesi güç görünüyor. Bu gelişme, yabancı sermaye çekmek için güvenilir makroekonomik politikaların yanı sıra hedefe yönelik teşvik mekanizmalarının da önemini ortaya koyuyor.