Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde, yasadışı göçü engellemek amacıyla oluşturulan tampon bölge, binlerce Hint vatandaşını vatansızlık ve sefaletle karşı karşıya bıraktı. Bu bölge, Bangladeş sınırı boyunca uzanan ve "sızmacıları" durdurmayı hedefleyen bir güvenlik önlemi olarak lanse edilse de, gerçekte kendi vatandaşlarını tuzağa düşürdü. Bölgede yaşayanlar, temel kamu hizmetlerine erişimden mahrum bırakıldı ve birçoğu vatandaşlık belgelerini kaybetti.
Arka Plan: Vatandaşlık Yasası ve Tampon Bölge
Assam, Hindistan'ın en çok tartışılan göçmenlik politikalarına sahne oluyor. 1985 yılında imzalanan Assam Anlaşması, 1971'den sonra gelen Bangladeşli göçmenlerin sınır dışı edilmesini öngörüyordu. Ancak 2019'da güncellenen Vatandaşlık Değişiklik Yasası (CAA) ve Ulusal Vatandaşlık Kaydı (NRC) süreci, eyaletteki birçok etnik azınlığı ve yoksul kesimi vatansız bırakma riski taşıyor. Hükümet, sızmayı önlemek için sınır boyunca tel örgüler ve tampon bölgeler oluşturdu. Bu bölgelerde yaşayanlar, kimlik kartları olmadan oy kullanamıyor, devlet yardımlarından yararlanamıyor ve seyahat edemiyor. İnsan hakları örgütleri, bu uygulamanın Anayasa'ya aykırı olduğunu savunuyor.
Assam'ın Barpeta, Dhubri ve Cachar gibi bölgelerinde on binlerce kişi, "D-voter" (şüpheli seçmen) olarak işaretlendi. Bu kişiler, vatandaşlıklarını kanıtlamak için mahkemelerde yıllarca mücadele ediyor. Avukatlar, yargı sürecinin yavaşlığı ve belge eksikliği nedeniyle birçok kişinin umutsuzluğa kapıldığını belirtiyor. Ayrıca, sınır köylerinde yaşayanlar, nehirlerin sık sık yatak değiştirmesi nedeniyle topraklarının Banglades'e kaydığını ve bu yüzden vatansız kaldıklarını ifade ediyor.
Tampon bölge uygulaması, sadece göçmenleri değil, bölgedeki yerli halkı da etkiliyor. Ekonomik olarak zaten kırılgan olan bu topluluklar, geçim kaynaklarından mahrum kalıyor. Tarım arazileri sınırın diğer tarafında kalıyor, balıkçılık yapılamıyor ve hayvancılık sekteye uğruyor. Devlet, bu bölgelerde altyapı yatırımı yapmıyor; okullar ve sağlık ocakları kapatılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın bu politikası, Güney Asya'daki göç dinamikleriyle yakından ilişkili. Bangladeş, dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden biri ve iklim değişikliği nedeniyle milyonlarca insanın yerinden edilmesi bekleniyor. Hindistan, bu göç dalgasını durdurmak için sert önlemler alıyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, bu tür uygulamaların insan hakları ihlali olduğunu ve mülteci koruması ilkelerine aykırı düştüğünü belirtiyor. Birleşmiş Milletler, Hindistan'a vatandaşlık süreçlerini şeffaf ve adil yürütmesi çağrısında bulundu. Bölgede artan milliyetçi söylem, Assam'ı Hindistan'ın iç siyasetinde kilit bir mesele haline getirdi. 2024 seçimlerinde iktidardaki BJP, göçmen karşıtı politikalarını yeniden gündeme getirdi.
Çin ile yaşanan sınır gerilimleri ve Myanmar'daki iç savaş, bölgeye yönelik baskıyı artırıyor. Hindistan, doğu sınırlarını güvence altına almaya çalışırken, bir yandan da ekonomik büyümesini sürdürmek istiyor. Ancak bu politikalar, ülke içinde toplumsal huzursuzluğa yol açabilir. Assam'daki etnik gruplar arasında zaten var olan gerilimler, vatandaşlık tartışmalarıyla daha da derinleşiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın Assam eyaletinde uyguladığı tampon bölge politikası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel göç yönetimi ve insan hakları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Suriye ve Irak sınırlarında benzer güvenlik önlemleri alsa da, vatandaşlık haklarını koruma konusunda hassasiyet gösteriyor. Bu haber, göçmen karşıtı sert politikaların uzun vadede toplumsal ayrışmayı derinleştirebileceğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve diplomatik ilişkileri düşünüldüğünde, Hindistan'daki istikrarsızlık ticaret yollarını ve yatırım ortamını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, insan haklarına saygılı göç yönetimi konusunda uluslararası platformlarda aktif rol alarak, bu tür ihlallere karşı çıkabilir.