Hindistan'da son haftalarda patlak veren kitlesel protestolar, ülkenin genç nüfusunun en büyük sorunlarından birini gözler önüne seriyor: üniversite mezunlarının işsizliği. Ülke genelinde binlerce genç, hükümetin istihdam politikalarını ve sınav sistemindeki adaletsizlikleri protesto etmek için sokaklara çıktı. Protestoların odağında, kamu sektöründe işe alımların yapıldığı sınavlardaki usulsüzlükler ve mezunların iş bulma umutlarının giderek azalması yer alıyor. Ancak uzmanlar, sınav sistemindeki düzeltmelerin tek başına bu derin krizi çözmeyeceğini, asıl sorunun ekonominin mezunlara yetecek kadar kaliteli iş yaratamaması olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Hindistan'da yükseköğretim kurumlarından her yıl milyonlarca öğrenci mezun oluyor. Ancak bu mezunların büyük bir kısmı, hayalini kurduğu işlere ulaşamıyor. Ülkenin işsizlik oranı son yıllarda yüzde 7-8 seviyelerinde seyrederken, genç nüfus arasında bu oran yüzde 23'lere kadar çıkıyor. Özellikle mühendislik, işletme ve beşeri bilimler gibi bölümlerden mezun olan gençlerin iş bulma oranı oldukça düşük. Bu durum, birçok gencin niteliklerinin altında işlerde çalışmasına ya da tamamen işsiz kalmasına neden oluyor.
Protestoların fitilini ateşleyen son olay, Hindistan'ın bazı eyaletlerinde kamu sektörüne alım yapmak için düzenlenen sınavlarda usulsüzlük iddiaları oldu. Özellikle Bihar ve Uttar Pradesh gibi eyaletlerde yapılan sınavlarda soru kaçırma ve sahte adayların sınava sokulması gibi iddialar ortaya atıldı. Bu iddialar, zaten iş bulmakta zorlanan gençler arasında büyük bir öfkeye yol açtı. Hindistan Polisi, protestolar sırasında onlarca kişiyi gözaltına aldı ve bazı kentlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olarak görülüyor. Ancak bu büyümenin iş piyasasına yansımadığı, özellikle genç nüfusun işsizlik oranının yüksekliği, ülkenin demografik fırsatını bir tehdide dönüştürebilir. Hindistan'ın nüfusunun büyük bir kısmı 35 yaşın altında; bu genç nüfusun işsiz kalması, sosyal huzursuzluğun artmasına ve siyasi istikrarsızlığa yol açabilir. Ayrıca, bu durum Hindistan'ın küresel bir üretim merkezi olma hedefini de olumsuz etkiliyor. Yabancı yatırımcılar, nitelikli işgücü bulamadıkları takdirde ülkeye yatırım yapmaktan kaçınabilir.
Uzmanlara göre, Hindistan'ın eğitim sistemi ile iş piyasası arasındaki uyumsuzluk, bu krizin temelini oluşturuyor. Müfredat, hızla değişen iş dünyasının ihtiyaçlarına göre güncellenmiyor; bu da mezunların sahip olduğu becerilerin işverenlerin beklediği becerilerle örtüşmemesine neden oluyor. Ayrıca, ekonominin kayıtlı sektörü sınırlı sayıda iş yaratırken, kayıt dışı sektörde istihdam edilen gençlerin büyük bir kısmı güvencesiz koşullarda çalışıyor. Bu tablo, sadece Hindistan'ın değil, benzer demografik yapıya sahip diğer gelişmekte olan ülkelerin de karşı karşıya olduğu bir sorunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki mezun işsizliği krizi, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de üniversite mezunu gençler arasında işsizlik, özellikle genç nüfusun iş gücüne katılımı açısından ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Her iki ülke de eğitim sistemleri ile iş piyasasının ihtiyaçları arasındaki uyumu güçlendirmek zorunda. Türkiye, Hindistan deneyiminden çıkarak, sadece sınav sistemlerini değil, aynı zamanda ekonomi politikalarını da istihdam yaratacak şekilde yeniden yapılandırmalı ve gençlere yönelik beceri geliştirme programlarına ağırlık vermelidir. Aksi takdirde, benzer protestolar Türkiye'de de yaşanabilir.