Hindistan ile Nepal arasındaki uzun süredir devam eden sınır anlaşmazlığı, Bihar eyaletinin Susta bölgesinde şiddetli çatışmalara sahne oldu. İki ülke de sınırın yaklaşık yüzde 98'ini çözmüş durumda; ancak Kalapani ve Susta üzerindeki anlaşmazlık, diplomatik çabaları boşa çıkarıyor. Çatışmaların, bölgedeki güvenlik güçleri ile yerel halk arasında yaşandığı, tarafların karşılıklı suçlamalarda bulunduğu bildirildi.
Gelişmenin Arka Planı
Hindistan ile Nepal arasındaki 1.880 kilometrelik sınırın büyük bölümü 1816 tarihli Sugali Anlaşması ile belirlenmişti. Ancak, Kalapani ve Susta bölgeleri, farklı harita yorumları ve nehir yatağı değişimleri nedeniyle uzun süredir ihtilaflı durumda. Kalapani, Hindistan'ın Uttarakhand eyaleti ile Nepal'in arasında yer alırken, Susta ise Bihar ve Nepal'in batı bölgeleri arasında bulunuyor. İki ülke de bu bölgelerin kendi egemenliğinde olduğunu iddia ediyor; ancak görüşmeler 1998'de kurulan Sınır Çalışma Grubu'na rağmen bir sonuç vermedi. Nepal, 2019'da yayımladığı yeni siyasi haritasında Kalapani, Lipulekh ve Limpiyadhura'yı kendi toprakları olarak gösterdi; Hindistan ise bu hamleyi tek taraflı olarak nitelendirdi. Susta konusundaki asıl sorun ise Narayani Nehri'nin (Gandak) yatağının zamanla değişmesiyle ortaya çıktı; nehrin hangi kolunun sınır kabul edileceği tartışması, bölgedeki arazi kullanımı ve yerleşimleri doğrudan etkiliyor. Taraflar arasında 2020'de yaşanan ve beş güvenlik görevlisinin ölümüyle sonuçlanan silahlı çatışmalar, ilişkileri ciddi şekilde germişti. Son olaylar, bu köklü anlaşmazlığın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan-Nepal sınır anlaşmazlığı yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmiyor; Güney Asya'nın istikrarı ve bölgesel iş birliği açısından da kritik öneme sahip. Çin'in Nepal'deki artan yatırımları ve altyapı projeleri, Hindistan'ın güvenlik endişelerini artırıyor. İki ülke arasındaki sıcak ilişkiler, Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı (SAARC) ve Bengal Körfezi Çok Sektörlü Teknik ve Ekonomik İşbirliği Girişimi (BIMSTEC) gibi platformlarda iş birliğini güçlendirirken, sınır anlaşmazlıkları bu süreçleri sekteye uğratıyor. Ayrıca, Nepal'deki siyasi istikrarsızlık ve Hindistan'ın bölgesel hegemonya algısı, çatışmaların derinleşmesine zemin hazırlıyor. Uluslararası toplum, iki ülkeyi diyalog yoluyla sorunları çözmeye çağırıyor; ancak ulusal kimlik ve egemenlik hassasiyetleri, uzlaşmayı zorlaştırıyor. Özellikle Nepal'de komünist partilerin güçlü olduğu dönemlerde, Hindistan karşıtı söylemlerin tırmanması, iç siyasette de kullanılıyor. Bu durum, bölgesel güç dengeleri açısından da risk oluşturuyor; zira Çin, iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları kendi lehine kullanabilme potansiyeline sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ve Nepal arasındaki bu sınır çatışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, bölgesel istikrar üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, Güney Asya'da ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirmekte; özellikle Hindistan ile savunma sanayii ve ticaret alanlarında iş birliğini artırmaktadır. Nepal ile de kalkınma yardımları ve teknik iş birliği alanlarında ilişkiler sürmektedir. Bu bağlamda, bölgedeki gerilimler Türkiye'nin ticaret rotalarını ve yatırım güvenliğini etkileyebilir. Türkiye, egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerine vurgu yaparak, taraflar arasında barışçıl çözümü desteklemektedir. Ayrıca, Türk dış politikası açısından, Güney Asya'daki istikrar, Afganistan ve Orta Asya'daki gelişmelerle bağlantılı olarak stratejik bir önem taşımaktadır. Türkiye'nin bölge ülkeleriyle olan dostane ilişkileri, olası bir krizde arabuluculuk rolü üstlenme potansiyelini de barındırmaktadır.