İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Qusra köyünde yaşayan Filistinli ailelere evlerini boşaltmaları için tahliye emri verdi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail askerleri sabah saatlerinde köye baskın düzenleyerek birçok eve tebligat bıraktı ve ailelere belirli bir süre içinde bölgeyi terk etmeleri gerektiğini bildirdi. Bu gelişme, Batı Şeria'da İsrail'in yerleşimci şiddeti ve yasadışı yerleşim faaliyetlerinin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Qusra, Nablus'un güneyinde, yerleşimci saldırılarına sık sık hedef olan köylerden biri olarak biliniyor.
Gelişmenin arka planı: Yerleşimci şiddeti ve ev yıkımları
Son haftalarda Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından çok sayıda Filistinlinin evi yıkıldı ve arazilerine el konuldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bu yılın başından bu yana Batı Şeria'da en az 1.000 Filistinli, yerleşimci saldırıları nedeniyle yerinden edildi. Qusra'daki tahliye emirleri de bu kapsamda değerlendiriliyor. Köy sakinleri, İsrail askerlerinin evlerine zorla girdiğini ve ailelere çok kısa süre verdiklerini belirtiyor. Görgü tanıkları, bazı ailelerin eşyalarını toplamaya çalıştığı sırada askerlerin gaz bombası attığını ve gözaltılar yaptığını aktarıyor. İsrail ordusu ise tahliye emirlerinin askeri bölge ilan edilen alanlarla ilgili olduğunu, güvenlik nedeniyle verildiğini öne sürüyor. Ancak Filistinli yetkililer bu açıklamaları kabul etmiyor ve uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yapıyor.
Qusra Köyü Muhtarı Hassan Ali, yaptığı açıklamada, köyün başta güneydoğusundaki belirli bölgelerin askeri bölge ilan edildiğini ve buradaki yaklaşık 30 ailenin tahliye edilmek istendiğini söyledi. Ali, "Bu topraklar bizim dedelerimizden kalan tapulu arazilerimiz. İsrail, yerleşimcilerin gözünü diktiği bu bölgeleri boşaltarak bize yaşam alanı bırakmıyor" dedi. Köydeki bazı aileler, tahliye emrine rağmen evlerinden ayrılmayı reddediyor. Direniş çağrısı yapan gençler, gece boyunca köy girişlerinde nöbet tutmaya başladı. İsrail güçlerinin olası bir zorla tahliye girişimine karşı Filistinliler ve uluslararası aktivistler direniş hazırlığı yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İhlaller ve uluslararası tepkiler
Qusra'daki gelişme, uluslararası toplumun dikkatini Batı Şeria'ya çevirmesine neden oldu. Avrupa Birliği ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail'in uluslararası hukuk kapsamında işgalci güç olarak yükümlülüklerini hatırlatırken, tahliye emirlerinin sivil nüfusun zorla yerinden edilmesi anlamına geldiğini ve savaş suçu olabileceğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), bölgede insani durumun kötüleştiğine dikkat çekerek şiddet olaylarını kınadı. Ayrıca, ABD yönetiminin bu konudaki tutumu merakla bekleniyor. Son dönemde İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarına yönelik Washington'dan gelen eleştiriler, geçmiştekinden daha ılımlı. Bu durum, İsrail'in sahadaki eylemlerini daha da cesaretlendiriyor.
Filistin tarafı ise konuyu Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) taşıma kararı aldı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, Qusra'daki tahliye emirlerinin, UAD'nin geçen yıl işgalin hukuka aykırılığına ilişkin verdiği danışma görüşünün açık ihlali olduğunu belirterek, İsrail'in bu tür eylemlerden dolayı hesap vermesi gerektiğini ifade etti. Buna ek olarak, bölgede gerilimin tırmanması, İsrail ile Filistin arasında barış görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde olumsuz bir atmosfer yaratıyor. Filistinli yetkililer, İsrail'in bu tip tek taraflı adımlarının iki devletli çözümün temelini zayıflattığını ve kalıcı barışın önündeki en büyük engel olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, başından beri Filistin davasının haklılığını savunan ve Kudüs'ün statüsü ile 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını destekleyen bir ülke olmuştur. Qusra'daki tahliye emirleri, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik sistematik baskının bir parçası olarak görülüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgede istikrar ve adalet arayışını güçlendirmektedir. Ankara'nın hem uluslararası platformlarda hem de ikili ilişkilerde Filistin halkının yanında olduğunu göstermesi beklenir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla Qusra sakinlerine destek sağlaması, hem bölge halkının umudunu artıracak hem de Türkiye'nin bölgesel etkisini pekiştirecektir. Bu tür olaylar, Türkiye'nin dış politikasında Filistin meselesinin ne denli önemli ve öncelikli olduğunu bir kez daha göstermektedir.