Nepal Başbakanı Balendra Shah'ın, Hindistan'ın Nepal topraklarını işgal ettiği yönündeki son açıklamaları, iki ülke arasında 200 yılı aşkın süredir devam eden sınır anlaşmazlığını yeniden alevlendirdi. Shah, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada, Nepal'in Kalapani, Lipulekh ve Limpiyadhura bölgelerinin Hindistan tarafından fiilen kontrol edildiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, Hindistan'ın geçen yıl Çin sınırına yakın bu stratejik bölgelerde yol yapım çalışmalarını hızlandırmasının ardından geldi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise bölgenin kendi egemenlik sınırları içinde olduğunu savunarak Nepal'in iddialarını reddetti.
Gelişmenin arka planı
Sınır anlaşmazlığının kökeni, 1816 yılında imzalanan Sugauli Antlaşması'na dayanıyor. Bu antlaşma, Nepal ile Britanya Hindistanı arasındaki sınırı Mahakali Nehri'nin doğal hattı olarak belirlemişti. Ancak antlaşmanın belirsiz ifadeleri, nehrin kaynağının tam olarak neresi olduğu konusunda farklı yorumlara yol açtı. Nepal, nehrin kaynağını Limpiyadhura olarak kabul ederken, Hindistan daha güneydeki Lipulekh geçidini esas alıyor. Bu farklı yorumlar, üçgen şeklindeki Kalapani bölgesinin kontrolünü doğrudan etkiliyor.
Hindistan, Kalapani'yi 1962'de Çin'le yaşadığı savaşın ardından stratejik önemi nedeniyle fiilen kontrol etmeye başladı. Bölge, Hindistan'ın Çin sınırına yakın konumuyla askeri açıdan kritik bir öneme sahip. Nepal ise bu bölgeyi kendi egemenlik sınırları içinde görüyor ve Hindistan'ın buradaki askeri varlığını işgal olarak nitelendiriyor. Son yıllarda özellikle 2020'de Hindistan'ın Lipulekh'te bir yol açması, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırmıştı. Nepal parlamentosu, bu gelişme üzerine yeni bir siyasi harita kabul ederek tartışmalı bölgeleri kendi toprakları olarak göstermişti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu sınır anlaşmazlığı, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Güney Asya'daki güç dengelerini de etkiliyor. Nepal, Hindistan'ın kendisine karşı kullandığı 'ağabey' rolünü eleştirirken, Çin ile daha yakın ilişkiler kurarak denge politikası izliyor. Çin, Nepal'in altyapı projelerine yatırım yaparken, Nepal-Çin sınırındaki askeri varlığını da artırıyor. Hindistan ise Nepal'in Çin'e kaymasını önlemek için ekonomik ve diplomatik baskı uyguluyor. Bu durum, Himalayalar'da Hindistan ile Çin arasında bir nüfuz mücadelesine dönüşmüş durumda. Anlaşmazlık aynı zamanda bölgedeki diğer ülkeler için de örnek teşkil ediyor: Hindistan'ın komşularıyla yaşadığı benzer sınır sorunları (örneğin Butan, Bangladeş) göz önüne alındığında, bu mesele Hindistan'ın bölgesel liderlik iddiasını sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Nepal'le doğrudan sınır anlaşmazlığı bulunmamakla birlikte, bu gelişme bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Hindistan ve Çin arasındaki rekabet, Türkiye'nin de dahil olduğu Asya'daki güç dengelerini etkiliyor. Türkiye, diplomatik olarak uluslararası hukuka ve egemenlik ilkelerine saygıyı savunurken, Himalaya bölgesindeki bu tür anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesini destekliyor. Ekonomik boyutta ise, Nepal'in Çin'le artan işbirliği, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya'ya yönelik ticari rotalarını dolaylı olarak etkileyebilir.