Trump yönetiminin Hindistan'a yönelik politikaları başlangıçta soğuk rüzgarlar estirse de, Yeni Delhi beklenmedik bir sükunetle karşılık verdi. Pek çok uzman, Başkan Donald Trump'ın agresif ticaret politikaları ve göçmenlik karşıtı söylemlerinin ABD-Hindistan ilişkilerine kalıcı hasar vereceğini tahmin etmişti. Ancak gelinen noktada iki ülke liderleri arasındaki diyalog devam ediyor, hatta bazı alanlarda iş birliği derinleşiyor. Peki Hindistan neden bu kadar sakin kalmayı başardı? İşte analiz.
Stratejik Özerklikten Pratik İşbirliğine
Hindistan, tarihsel olarak bağlantısızlık ve stratejik özerklik politikalarıyla tanınır. Ancak 21. yüzyılda Çin'in yükselişi karşısında Washington ile askeri, teknolojik ve diplomatik alanlarda iş birliği giderek arttı. Trump döneminde, özellikle Çin'e karşı Quad (Dörtlü Diyalog) gibi mekanizmalar güçlendi. Hindistan, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinde kilit bir ortak haline geldi. Bu nedenle Yeni Delhi, ticaret gibi konulardaki anlaşmazlıkların stratejik ortaklığı gölgelemesine izin vermek istemiyor.
Ayrıca Hindistan, savunma ihtiyaçları için Rusya'ya bağımlılığını azaltmak ve ABD'den askeri teçhizat, teknoloji ve istihbarat paylaşımı almak istiyor. Bu bağlamda Trump yönetimi Hindistan'ı terörle mücadele ve deniz güvenliği konularında destekledi. Hindistan, Taliban'la müzakere sürecinde de ABD ile koordinasyon halinde oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın ABD ile ilişkileri sadece ikili değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel bir denge unsuru. Çin'in Asya'da artan nüfuzu karşısında Hindistan, ABD'yi kendisine stratejik destek sağlayan bir güç olarak görüyor. Aynı zamanda iklim değişikliği, ticaret ve sağlık gibi küresel konularda da iki ülke iş birliği yapıyor. Trump'ın Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesine rağmen Hindistan, kendi yenilenebilir enerji hedeflerine odaklandı. Öte yandan Hindistan, ABD'nin ticaret açığını kapatmak için uyguladığı gümrük tarifelerine misilleme yaptı, ancak bu hamleler ilişkileri koparma noktasına getirmedi.
Göçmenlik konusunda Trump yönetiminin H-1B vize politikaları Hindistanlı yazılım profesyonellerini etkilese de, Hindistan hükümeti bu konuyu lobi faaliyetleri ve diplomatik girişimlerle yönetmeye çalıştı. Sonuçta, iki ülke arasındaki insani ve ekonomik bağların derinliği, siyasi rüzgarlardan daha kalıcı oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan-ABD ilişkilerindeki bu gelişme, Türkiye açısından birkaç açıdan önem taşıyor. Öncelikle, Hindistan'ın ABD ile stratejik ortaklığı, Türkiye'nin Rusya ile S-400 savunma sistemi alımı gibi konularda ABD ile yaşadığı gerilime tezat oluşturuyor. Bu durum, Ankara'nın Washington ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, Çin'in Avrasya'da artan etkisine karşı Hindistan'ın ABD ile iş birliği, Türkiye'nin de Orta Asya ve Kafkaslar'da Çin'e alternatif denge arayışlarını etkileyebilir. Keşmir ve Pakistan meselesinde ise Hindistan'ın ABD desteği, Türkiye'nin Pakistan ile olan yakın ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Son olarak, savunma sanayinde Hindistan'ın ABD'ye yönelmesi, Türkiye'nin bu alandaki alternatif pazar arayışlarına ışık tutabilir. Ancak her iki ülkenin de kendi çıkarları doğrultusunda farklı stratejiler izlediği unutulmamalıdır.