Hindistan Merkez Bankası (RBI), dün sonuçlanan para politikası toplantısında repo faizini yüzde 6,50 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Piyasalar, zayıflayan rupi ve yükselen enflasyon nedeniyle faiz artırımı beklerken, RBI Başkanı Shaktikanta Das yönetimindeki komite oy birliğiyle mevcut duruşu korudu. Karar, Hindistan'ın büyüme ivmesini kaybetmemek için enflasyonla mücadeleyi ikinci plana attığı yönünde yorumlandı. Rupi, karar sonrası dolar karşısında 85,50 seviyesine gerileyerek tarihi dip seviyelere yaklaştı. RBI'nin bu adımı, küresel piyasalarda Hindistan'a yönelik risk iştahını da etkileyebilir.
Faiz kararının arka planı ve beklentiler
Hindistan'da tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Ekim ayında yüzde 6,21 ile RBI'nin yüzde 6 olan üst tolerans sınırını aşmıştı. Buna rağmen Merkez Bankası, ikinci çeyrekte yüzde 5,4 olarak açıklanan GSYH büyümesinin yavaşlama sinyali vermesi nedeniyle faiz artırımından kaçındı. Ekonomistler, RBI'nin bu dengesiz tutumunun enflasyon beklentilerini bozabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle gıda ve enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü baskı, hanehalkı bütçelerini zorluyor.
RBI'nin likidite yönetimi adımları da dikkat çekiyor. Banka, temmuz ayından bu yana zorunlu karşılık oranlarını düşürerek piyasaya 1,2 trilyon rupi (yaklaşık 14 milyar dolar) likidite sağladı. Ancak bu hamle rupi üzerindeki baskıyı azaltmaya yetmedi. Hindistan'ın döviz rezervleri 650 milyar dolar seviyesinde olmasına rağmen, RBI'nin müdahale kapasitesi sınırlı görünüyor.
Rupi krizi ve bölgesel etkiler
Hindistan rupisi bu yıl dolar karşısında yüzde 4,5 değer kaybetmiş durumda. Bunun başlıca nedenleri arasında güçlü dolar, yüksek petrol ithalat faturası ve sermaye çıkışları yer alıyor. Özellikle Batılı merkez bankalarının yüksek faiz politikaları, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırıyor.
Bölgesel düzeyde, Hindistan'ın bu kararı diğer Asya merkez bankaları için de bir referans noktası olabilir. Endonezya ve Güney Kore gibi ülkeler de enflasyon-büyüme ikilemiyle karşı karşıya. RBI'nin tercihi, Asya'da büyümeye öncelik veren bir politika eğilimini yansıtıyor. Ancak bu durum, küresel enflasyon dinamikleri göz önüne alındığında, ilerleyen dönemde kur krizlerini tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın faiz kararı, Türkiye gibi enflasyon ve kur baskısı altındaki gelişmekte olan ekonomiler için önemli bir vaka çalışması sunuyor. Faiz indirimi veya sabit tutma yoluyla büyümeyi destekleme stratejisi, kısa vadede cazip görünse de uzun vadede döviz rezervlerini erozyona uğratabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikası duruşu, Hindistan'ın aksine enflasyonla mücadeleyi önceliklendiriyor. Ancak Hindistan'da olduğu gibi küresel sermaye hareketlerine bağımlılık, Türkiye'nin de kırılganlıklarını artırıyor. Bu nedenle, her iki ülke de yapısal reformlarla yatırım ortamını iyileştirmediği sürece, para politikalarının etkinliği sınırlı kalacaktır.