Hindistan yönetimindeki Keşmir bölgesinde, eğitim kurumlarındaki tüm kitapların ‘sakıncalı’ içerik açısından incelenmesi yönünde alınan karar, büyük bir siyasi tartışmaya yol açtı. Yetkililer, okullar ve üniversiteler dahil tüm eğitim kurumlarındaki kitapların gözden geçirilmesini talep etti. Bu karar, bölgede ifade özgürlüğü ve eğitim üzerindeki devlet kontrolü endişelerini yeniden alevlendirdi. Keşmir'de 2019'dan beri uygulanan özel statünün kaldırılmasıyla başlayan sıkıyönetim uygulamalarının bir parçası olarak görülen bu adım, muhalefet ve insan hakları örgütleri tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Keşmir Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeye göre, tüm devlet ve özel okul, kolej ve üniversitelerdeki kütüphane ve dersliklerde bulunan her kitap, ‘anayasaya aykırı, toplumsal uyumu bozucu veya bölücü’ içerik taşıyıp taşımadığı açısından denetlenecek. Yetkililer, bu uygulamanın amacının ‘zararlı yayınları’ engellemek olduğunu savunurken, karşıt görüştekiler bunun bir sansür girişimi olduğunu belirtiyor. Keşmir'de 2019'da Jammu ve Keşmir eyaletinin özel statüsünü kaldıran Anayasa'nın 370. maddesinin iptal edilmesinin ardından bölgede internet kesintileri, seyahat kısıtlamaları ve siyasi tutuklamalar gibi bir dizi önlem alınmıştı. Kitap incelemesi, bu önlemlere eklenen son halka olarak görülüyor. Yerel yayıncılar ve kitapçılar da bu karardan endişe duyuyor; çünkü daha önce benzer uygulamalarda çok sayıda kitap toplatılmıştı. Keşmir'de eğitim üzerindeki devlet müdahalesi, özellikle tarih ve siyaset kitaplarının içeriğine yönelik olduğu için hassas bir konu. Hindistan hükümeti, bu tür önlemlerin ulusal birliği korumak için gerekli olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Kitap yasaklama girişimi, Hindistan'ın Keşmir politikasının içe kapanmacı bir hal aldığının göstergesi olarak yorumlanıyor. Bölge, Hindistan ile Pakistan arasında uzun süredir devam eden bir anlaşmazlık konusu. Pakistan ve Çin, Keşmir'deki insan hakları ihlalleri nedeniyle Hindistan'ı sık sık eleştiriyor. Bu son gelişme, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin dikkatini çekti. Özellikle Keşmirli ayrılıkçı liderlerin tutuklanması ve iletişim kısıtlamaları, bölgedeki gerilimi artırıyor. Kitap incelemesinin yanı sıra, öğretmenlerin ve akademisyenlerin de hedef alındığı iddiaları uluslararası camiada endişeyle karşılanıyor. Jammu ve Keşmir eski Başbakanı ve Ulusal Konferans Partisi lideri Omar Abdullah, bu kararı 'entelektüel iflasın bir göstergesi' olarak nitelendirdi. Bölgede faaliyet gösteren insan hakları örgütleri, bu adımın eğitim özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlayacağını ve öğrencilerin farklı görüşlerle tanışmasını engelleyeceğini belirtiyor. Küresel ölçekte, Çin ve Pakistan gibi ülkeler bu gelişmeyi Hindistan'ın demokratik değerlerden uzaklaştığının bir işareti olarak sunabilir. Hindistan hükümeti ise bu kararı, terör ve aşırıcılıkla mücadele kapsamında meşrulaştırmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Keşmir'deki bu gelişme, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, Keşmir meselesinde Pakistan'a yakın bir duruş sergilese de Hindistan ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Bu tür bir sansür uygulaması, Türkiye'nin ifade özgürlüğüne verdiği önem açısından endişe verici. Ayrıca, Türkiye'nin benzer şekilde kitap yasaklarıyla gündeme geldiği dönemlerde, uluslararası eleştirilerle karşılaştığı hatırlanmalı. Bu nedenle, Hindistan'daki bu uygulama, Türk kamuoyunda da tartışma yaratabilir. Türk dış politikası açısından, bölgedeki istikrarsızlığın Güney Asya'daki güç dengelerini etkilemesi muhtemel. Türkiye, Keşmir'deki insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltirken, Hindistan ile ilişkilerinde de hassas bir denge kurmak zorunda kalabilir.