Dünyanın en büyük ayçiçek yağı alıcısı olan Hindistan, Karadeniz bölgesindeki saldırılar nedeniyle ithalatın kesintiye uğraması ve ülkedeki mahsullerin zayıf muson yağmurları nedeniyle zarar görmesi üzerine alternatif bitkisel yağ tedarikini güvence altına almak için harekete geçti. Hindistan'ın bitkisel yağ ithalatı, ülkenin yıllık tüketiminin yaklaşık yüzde 60'ını karşılıyor ve bu durum, küresel gıda fiyatları üzerinde önemli bir baskı oluşturabilir.
Gelişmenin Arka Planı
Hindistan, yıllık yaklaşık 2 milyon ton ayçiçek yağı ithal ediyor ve bu hacmin büyük bir kısmı Rusya ile Ukrayna'dan karşılanıyor. Ancak son dönemde Karadeniz'deki limanlara yönelik saldırılar, bu tedarik zincirini ciddi şekilde sekteye uğrattı. Özellikle Rusya'nın Ukrayna'nın Odessa ve diğer liman kentlerine düzenlediği İHA ve füze saldırıları, ihracatı neredeyse durma noktasına getirdi. Bu durum, ithalatçı ülkeleri alternatif kaynaklara yönelmeye zorluyor.
Hindistan'da ise durum farklı bir boyutta: Zayıf muson yağmurları nedeniyle yerli yağlı tohum üretimi, özellikle yer fıstığı ve soya fasulyesi rekoltesi, bu yıl düşüş gösterdi. Hindistan Meteoroloji Dairesi (IMD) verilerine göre, muson sezonu yağışları ortalamanın yüzde 6 altında gerçekleşti. Bu durum, özellikle Maharashtra, Karnataka ve Telangana gibi ana yetiştirici eyaletlerde üretim kayıplarına yol açtı. Hindistan'daki bitkisel yağ tüccarları, ayçiçek yağı yerine hurma yağı ve soya fasulyesi yağı ithalatını artırmaya başladı. Hindistan'ın önde gelen yağ tüccarlarından Sunvin Group'un CEO'su Sandeep Bajoria, "Ayçiçek yağı arzı azaldığı için rafineriler hurma yağına yöneliyor. Bu, küresel fiyatlar üzerinde yeni bir denge oluşturacak" dedi.
Alternatif kaynaklar arasında, Endonezya ve Malezya'dan gelen hurma yağı, Güney Amerika'dan soya fasulyesi yağı ve Kanada'dan kanola yağı gibi seçenekler öne çıkıyor. Hindistan hükümeti, bu ülkelerle ticaret anlaşmalarını gözden geçiriyor ve vergi indirimleri üzerinde çalışıyor. Ayrıca, Ukrayna ile yapılan anlaşmaların yeniden canlandırılması için diplomatik çabaları da sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın bu hamlesi, küresel bitkisel yağ piyasalarında yeni bir dengenin oluşmasına yol açabilir. Ayçiçek yağı arzındaki daralma, hurma yağı ve soya yağı fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Geçtiğimiz ay Borsa Kuala Lumpur'da hurma yağı vadeli işlemleri yüzde 7 oranında değer kazandı. Chicago'daki emtia piyasalarında ise soya fasulyesi yağı fiyatları son bir ay içinde yüzde 10 arttı. Bu fahiş fiyat artışları, özellikle gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkiliyor.
Rusya'nın Mayıs ayında Karadeniz Tahıl Girişimi'nden çekilmesi, sadece buğday değil, aynı zamanda bitkisel yağ ticaretini de tehdit ediyor. Rusya, kendi ayçiçek yağı ihracatını artırarak bu boşluğu doldurmaya çalışıyor ancak Ukrayna'nın küresel pazardaki payı, Rusya'nın kapasitesinin ötesinde. Ukrayna, dünya ayçiçek yağı ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını karşılıyordu. Bu durum, Avrupa Birliği'ni de harekete geçirdi; Polonya ve Bulgaristan gibi ülkeler, Ukrayna'dan karayolu ile ayçiçek yağı ithalatını artırdı. Ancak bu, yerel üreticilerin tepkisine neden oldu ve bazı ülkeler geçici ithalat kısıtlamaları getirdi.
Hindistan'ın alternatif kaynaklara yönelmesi, aynı zamanda Güneydoğu Asya'daki palmiye yağı üreticilerine ciddi bir fırsat sunuyor. Endonezya, 2025 yılına kadar biyoyakıt üretiminde palm yağı kullanımını artırmayı planlıyor. Bu talep, hurma yağı fiyatlarını daha da yükseltebilir. Analistler, Hindistan'ın kısa vadede ayçiçek yağı ithalatını azaltacağını, ancak uzun vadede Rusya ile yeniden tedarik anlaşmaları yapabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bitkisel yağda yüksek oranda ithalata bağımlı bir ülke olarak, bu küresel fiyat dalgalanmalarından doğrudan etkileniyor. Türkiye, ayçiçek yağı üretiminde önemli bir üretici olsa da, hammadde olarak kullandığı ayçiçek tohumunu da ithal ediyor. Rusya ve Ukrayna, Türkiye'nin ayçiçek tohumu ve yağı ithalatında ilk sıralarda yer alıyor. Bu nedenle Karadeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin gıda enflasyonunu artırabilir ve enerji bağımsızlığı kadar gıda güvenliği konusunu da ön plana çıkarıyor. Türkiye'nin, Rusya ile Ukrayna arasında arabulucu rolü, bu krizde tedarik güvenliğini sağlamak açısından kritik önem taşıyor; ancak alternatif tedarikçilerle (örneğim Arjantin ve ABD'den soya yağı) ilişkiler geliştirmesi de stratejik bir öncelik olmalıdır.