Hindistan'da her yıl binlerce kadın, evlilik sonrası çeyiz tacizi ve erkek çocuk doğuramama baskısı nedeniyle hayatına son veriyor. Özellikle kırsal kesimde yaygın olan bu sosyal sorun, kadınları ekonomik ve psikolojik şiddetin yanı sıra aile içi baskıya maruz bırakıyor. Hint toplumunda kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi, çeyiz taleplerinin karşılanmaması durumunda şiddet ve tacizin artmasına yol açıyor. Ülkede son yıllarda alınan yasal önlemlere rağmen, kadın intiharları ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürüyor.
Çeyiz Baskısı ve Aile İçi Şiddet
Hindistan'da geleneksel bir uygulama olan çeyiz sistemi, kadınların ailelerinden evlilik sonrası kocaya para, mücevher veya diğer değerli eşyalar getirmesini öngörüyor. Ancak bu uygulama, çoğu zaman kadınlar için bir kâbusa dönüşüyor. 2023 yılında Hindistan Ulusal Suç Kayıtları Bürosu'nun verilerine göre, ülkede her gün ortalama 20 kadın çeyiz anlaşmazlıkları nedeniyle öldürülüyor. Bunun yanı sıra, çeyiz talepleri karşılanmayan kadınlar fiziksel ve psikolojik şiddete uğruyor, evden atılıyor veya intihara zorlanıyor. Özellikle Uttar Pradeş, Bihar ve Racastan gibi eyaletlerde bu sorun çok daha yaygın.
Kadınların erkek çocuk doğuramaması da benzer bir travma yaratıyor. Hint toplumunda erkek çocukların aile soyunu devam ettirdiği ve yaşlılıkta ebeveynlere bakacağı inancı yaygın. Bu nedenle, kız çocuğu doğuran kadınlar sıklıkla aşağılanıyor ve terk edilme korkusu yaşıyor. 2022'de yayımlanan bir araştırma, Hindistan'da intihar eden kadınların yüzde 40'ından fazlasının evli olduğunu ve bu intiharların büyük bir kısmının aile içi şiddet ve baskıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Derinleşen Boyutları
Kadın intiharları, Hindistan'da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en uç noktasını temsil ediyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünya genelindeki kadın intiharlarının yüzde 60'ı Hindistan'da gerçekleşiyor. Bu oran, Çin ve diğer Asya ülkelerinin çok üzerinde. Uzmanlar, bu durumun temelinde kadınların eğitim, iş ve sosyal hayata katılımındaki kısıtlamalar yanında, erken yaşta evlilik ve doğurganlık üzerindeki kontrolün yattığını belirtiyor. Hükümet, 1961'de çeyiz yasağı çıkarmasına rağmen, yasaların uygulanması zayıf ve toplumsal farkındalık yetersiz.
Bölgesel olarak bakıldığında, güney Hindistan eyaletleri (Kerala, Tamil Nadu) kadın intiharlarında daha düşük oranlara sahipken, kuzey ve orta Hindistan'da (Uttar Pradeş, Madhya Pradeş) oranlar çok yüksek. Bu fark, kadınların statüsü ve eğitim seviyesiyle doğrudan ilişkili. Ayrıca, Hindistan'ın küresel kadın intihar sıralamasında ilk sırada yer alması, ülkenin kalkınma göstergeleri arasında bir çelişki oluşturuyor. Ekonomik büyümeye rağmen, kadınların sosyal refahı aynı oranda artmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki kadın intiharları, Türkiye'de de benzer toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorunlarına dikkat çekmesi açısından önemli. Türkiye'de kadın cinayetleri ve intiharları da ciddi boyutlarda olup, çeyiz benzeri başlık parası uygulamasının yarattığı baskılar tartışılmaktadır. Bu haber, küresel bir sorunun parçası olarak Türkiye'nin kadın hakları mücadelesinde yasal ve toplumsal önlemleri güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Hindistan'da yaşananlar, ekonomik büyümenin toplumsal cinsiyet eşitliğini otomatik olarak getirmediğini gösteriyor; bu ders Türkiye için de geçerli. Bölgesel işbirlikleri ve BM gibi platformlarda kadın haklarına yönelik ortak çabalar, her iki ülke için de faydalı olabilir.