Hindistan ve Japonya, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için tedarik zincirlerini çeşitlendirme konusunda sürekli diplomatik vaatlerde bulunuyor, ancak bu söylemler ile sanayi gerçekliği arasında önemli bir boşluk bulunuyor. İki ülke arasındaki ekonomik işbirliği, özellikle kritik mineraller, yarı iletkenler ve ileri teknoloji alanlarında, beklenen hızda ilerlemiyor. Uzmanlar, bu durumun Hindistan'ın üretim kabiliyetlerindeki eksiklikler, altyapı sorunları ve düzenleyici engellerden kaynaklandığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hindistan ve Japonya, 2020'den bu yana tedarik zinciri direnci ve ekonomik güvenlik konularında bir dizi anlaşma imzaladı. Japonya, Hindistan’ın Altyapı Yatırım Fonu’na katkıda bulunurken, iki ülke ortaklaşa nadir toprak elementleri ve lityum gibi kritik minerallerin çıkarılması ve işlenmesi için projeler başlattı. Ancak fiili uygulama yavaş ilerliyor. Örneğin, Japonya'nın Hindistan'da bir yarı iletken fabrikası kurma planları, arazi edinimi ve teşvikler konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle ertelendi.
Japon şirketleri, Hindistan'ın işgücü maliyeti avantajına rağmen, lojistik maliyetlerinin yüksekliği, bürokratik süreçlerin karmaşıklığı ve enerji arzındaki istikrarsızlık gibi nedenlerle yatırım yapmakta tereddüt ediyor. Öte yandan, Hindistan hükümeti, yerli üretimi teşvik eden politikalar (Make in India) ile yabancı yatırımı çekmeye çalışsa da, sonuçlar beklentilerin gerisinde kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan-Japonya ekonomik işbirliğindeki bu boşluk, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Hint-Pasifik bölgesindeki dengeleri de etkiliyor. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne (BRI) karşı bir alternatif olarak ortaya atılan Asya Afrika Büyüme Koridoru (AAGC) da benzer sorunlar yaşıyor. ABD'nin de dahil olduğu Quad ittifakı çerçevesinde tedarik zinciri dayanıklılığına vurgu yapılsa da, somut adımlar sınırlı kalıyor.
Küresel ölçekte, bu durum Çin'e olan bağımlılığın azaltılması hedefini zayıflatıyor. Yarı iletkenlerden nadir toprak elementlerine kadar birçok kritik sektörde Çin hâlâ baskın tedarikçi konumunda. Hindistan ve Japonya'nın işbirliğini derinleştirememesi, bu bağımlılığın devam etmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya tedarik zincirlerinde alternatif bir merkez olma potansiyeli taşıyor. Hindistan-Japonya arasındaki işbirliği açığı, Türkiye'nin özellikle otomotiv, savunma sanayi ve kritik mineraller alanında bu iki ülkeyle yeni işbirlikleri geliştirmesi için bir fırsat penceresi açabilir. Ancak Türkiye'nin kendi altyapı ve düzenleyici engellerini aşması halinde, bu fırsat değerlendirilebilir. Aksi takdirde, küresel tedarik zincirindeki bu dönüşüm sürecinin dışında kalma riski bulunuyor.