Hindistan, her yıl milyonlarca işçisini yurt dışına göndererek işgücü fazlasını yönetiyor. Bu strateji, ülkeye döviz girdisi sağlarken işsizlik baskısını da hafifletiyor. Ancak uzmanlar, bu modelin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ve ekonomik kırılganlıkları beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Hindistan'ın İşgücü İhracatı: Arka Plan
Hindistan, 1,4 milyarı aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi. Her yıl işgücüne katılan genç nüfus, mevcut istihdam olanaklarını aşıyor. Resmi verilere göre, ülkedeki işsizlik oranı yüzde 7-8 bandında seyrediyor. Bu durum, hükümeti yurt dışına işçi göçünü teşvik etmeye yöneltiyor. Körfez ülkeleri, Güneydoğu Asya ve Batı Avrupa, Hint işçilerin başlıca destinasyonları arasında. Özellikle inşaat, sağlık, bilişim ve tarım sektörlerinde çalışan Hintli işçiler, ülkeye yılda 100 milyar doların üzerinde döviz gönderiyor. Dünya Bankası verilerine göre, Hindistan dünyanın en büyük remittance (para transferi) alıcısı konumunda. Bu para, kırsal bölgelerdeki ailelerin geçimini sağlarken ülkenin cari açığını da kapatıyor. Ancak bu strateji, sadece ekonomik değil sosyal ve siyasi riskleri de barındırıyor. Yurt dışına giden işçilerin bir kısmı kötü çalışma koşulları, düşük ücretler ve yasal güvenceden yoksunlukla karşılaşıyor. Özellikle Körfez ülkelerindeki kefalet sistemi (kafala), işçilerin pasaportlarına el konulmasına ve temel haklarının ihlaline yol açabiliyor. Hindistan hükümeti, son yıllarda göçmen işçilerin haklarını korumak için çeşitli anlaşmalar imzalasa da denetim mekanizmaları yetersiz kalıyor.
Öte yandan, Hindistan'ın nitelikli işgücü göçü de dikkat çekici. ABD, Kanada, İngiltere ve Avustralya, Hintli mühendisler, doktorlar ve yazılımcılar için cazibe merkezi. Bu beyin göçü, Hindistan'ın kalkınması için gerekli olan vasıflı işgücünü ülkeden uzaklaştırıyor. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede inovasyon kapasitesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, göçmen işçilerin gönderdiği para, ülke ekonomisi için önemli bir döviz kaynağı olsa da, bu akışın küresel ekonomik krizlerde kesintiye uğrama riski var. 2020'de Kovid-19 salgını sırasında remittance akışında yaşanan düşüş, bu kırılganlığı gözler önüne sermişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın işgücü ihracatı, sadece kendi ekonomisi için değil, küresel işgücü piyasaları için de önemli sonuçlar doğuruyor. Körfez ülkeleri, inşaat ve hizmet sektörlerinde Hint işçilere bağımlı hale gelmiş durumda. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerde milyonlarca Hintli çalışıyor. Bu ülkelerdeki ekonomik dalgalanmalar, doğrudan Hindistan'ın remittance gelirlerini etkiliyor. Örneğin, 2016'da Körfez'de yaşanan petrol fiyatlarındaki düşüş, Hint işçilerin işten çıkarılmasına ve ülkelerine geri dönmesine neden olmuştu. Benzer şekilde, Batı ülkelerindeki vize kısıtlamaları ve göçmen karşıtı politikalar, Hintli nitelikli işgücünün önündeki engelleri artırıyor. ABD'de H-1B vize başvurularındaki sıkılaşma, Hindistan'ın bilişim sektörünü olumsuz etkiliyor. Öte yandan, Hindistan'ın işgücü ihracatı, küresel ekonomideki işgücü arz-talep dengesizliğini de yansıtıyor. Gelişmiş ülkelerdeki yaşlanan nüfus, göçmen işgücüne olan ihtiyacı artırırken, Hindistan gibi genç nüfusa sahip ülkeler bu talebi karşılamaya çalışıyor. Ancak bu ilişki, sömürüye açık bir yapıyı da beraberinde getiriyor. Hintli işçiler, genellikle yerel işçilerden daha düşük ücretlerle ve daha kötü koşullarda çalıştırılıyor. Bu durum, hem göçmen işçilerin haklarını hem de ev sahibi ülkelerdeki işgücü piyasasını olumsuz etkiliyor.
Hindistan hükümeti, son yıllarda "Make in India" ve "Skill India" gibi programlarla iç istihdamı artırmayı hedefliyor. Ancak bürokratik engeller, altyapı eksiklikleri ve eğitim sistemindeki yetersizlikler, bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor. Ayrıca, tarım sektöründeki verimlilik düşüklüğü, kırsal kesimdeki işgücünü şehirlere veya yurt dışına itiyor. Uzmanlar, Hindistan'ın işgücü ihracatına olan bağımlılığını azaltması için kapsamlı bir sanayi ve istihdam politikası geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, küresel ekonomik konjonktürdeki olumsuz gelişmeler, Hindistan'ı derinden sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın işgücü ihracatı, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı sonuçları itibarıyla önem taşıyor. Türkiye, benzer şekilde genç nüfusa sahip ve işsizlikle mücadele eden bir ülke. Hindistan'ın vasıflı işgücünü Batı'ya göndermesi, Türkiye'nin de aynı pazarlarda rekabet etmesini zorlaştırabilir. Özellikle bilişim ve mühendislik alanında Hintli profesyoneller, Türk profesyonellerin önüne geçebiliyor. Öte yandan, Türkiye'nin Körfez ülkelerine yönelik işgücü ihracatı da var; ancak Hindistan'ın ölçeği çok daha büyük. Küresel remittance akışındaki dalgalanmalar, Türkiye gibi ülkelerin döviz gelirlerini de etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın göçmen işçi hakları konusundaki deneyimi, Türkiye'nin kendi göçmen politikaları için ders niteliğinde.