ABD'de bu hafta açıklanacak tarım dışı istihdam raporu, küresel piyasaların odak noktasında. Beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir istihdam verisi, 10 ve 30 yıllık Hazine tahvillerinin faizlerinde keskin bir yükselişe yol açabilir. Söz konusu gelişme, Federal Reserve'ün (Fed) ekim ayında faiz oranlarını yeniden artırma yönündeki baskısını da artırabilir. Piyasa analistleri, son dönemde açıklanan verilerin iş gücü piyasasının dirençli olduğunu gösterdiğini ve bunun da merkez bankasının şahin duruşunu desteklediğini belirtiyor. Özellikle istihdam artışının 200 binin üzerinde gelmesi ve ücret artışlarının hız kesmemesi durumunda tahvil satışlarının hızlanması bekleniyor.
İstihdam verisi neden bu kadar kritik?
ABD tarım dışı istihdam raporu, dünyanın en büyük ekonomisinin sağlığı hakkında en kapsamlı sinyali veren aylık göstergelerden biri. Fed, para politikasını belirlerken bu veriyi yakından takip ediyor. Son aylarda açıklanan veriler, işsizlik oranının tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrettiğini ve iş gücü talebinin güçlü kaldığını gösteriyor. Bu durum, enflasyonun kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor ve Fed'in faiz indirimine gitme olasılığını azaltıyor.
Piyasa katılımcıları, Fed'in bir sonraki hamlesini kestirmeye çalışıyor. CME Group'un FedWatch aracına göre, federal fon oranı vadeli işlemleri ekim ayında bir faiz artırımı olasılığını fiyatlamaya başladı. Geçtiğimiz hafta Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyonla mücadelede kararlı olduklarını ve gerekirse ek sıkılaştırmaya gidebileceklerini yineleyerek piyasalara mesaj verdi. Powell, "Enflasyonu %2 hedefine indirene kadar kararlılığımızı koruyacağız" ifadelerini kullandı.
Tahvil faizleri, Fed'in politika faizine ilişkin beklentileri yansıtıyor. Güçlü istihdam verisi, faiz artırım beklentilerini güçlendirerek tahvil fiyatlarını düşürüyor ve faizleri yükseltiyor. 10 yıllık Hazine tahvili faizi son haftalarda %4,5 seviyesinin üzerine çıkarak 2007'den bu yana en yüksek seviyeleri test etti. 30 yıllık tahvil faizi ise %4,7 civarında işlem görüyor. Analistler, verinin beklentilerin üzerinde gelmesi halinde 10 yıllık faizin %4,8'e, 30 yıllık faizin ise %5'e doğru hızla yükselebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel piyasalara olası etkileri
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, küresel finansal koşulları doğrudan etkiliyor. Dolar endeksi, artan faiz beklentileriyle birlikte güçleniyor ve gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor. Yükselen ABD faizleri, uluslararası yatırımcıların riskli varlıklardan çıkıp güvenli liman olarak gördükleri ABD tahvillerine yönelmesine neden oluyor. Bu durum, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir.
Hisse senedi piyasaları da yüksek faiz ortamından olumsuz etkileniyor. Özellikle teknoloji ve büyüme hisseleri, gelecekteki kazançlarının bugünkü değerinin düşmesi nedeniyle değer kaybediyor. Wall Street'te son günlerde yaşanan dalgalanmalar, yatırımcıların tedirginliğini yansıtıyor. Öte yandan emtia fiyatları da doların güçlenmesiyle baskı altında kalabilir; altın ve petrol fiyatları genellikle güçlü dolar karşısında geriliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, küresel borçluluk seviyelerinin yüksek olduğu bir ortamda faizlerin daha da artmasının borç krizlerini tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle döviz cinsinden borcu yüksek olan ülkeler için maliyetler artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de güçlü bir istihdam verisi ve buna bağlı olarak Hazine tahvil faizlerinin yükselmesi, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel risk iştahının azalması ve doların güçlenmesi, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Türkiye'nin döviz cinsinden borçlanma maliyetleri artabilir ve enerji ithalat faturası yükselebilir. Ayrıca, Fed'in ekimde faiz artırma olasılığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası alanını daraltabilir. TCMB'nin faiz indirim döngüsüne ara vermesi veya sıkılaştırmaya gitmesi gerekebilir. Yabancı yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan çekilmesi, Borsa İstanbul ve tahvil piyasasında satış baskısı oluşturabilir. Bu nedenle, açıklanacak veri Türk piyasaları tarafından da yakından izleniyor.