Hind Rajab Vakfı, Litvanya'nın İsrailli bir askeri 'savaş suçu' şüphesiyle soruşturmama kararına uluslararası hukuk çerçevesinde itiraz etti. Vakıf, Litvanya makamlarının Filistinli sivil kayıplarıyla ilgili sorumluluğu reddetmesini 'hukukun üstünlüğüne darbe' olarak nitelendirdi. Olay, Gazze'deki çatışmalar sırasında bir İsrail askerinin Litvanya vatandaşı olduğu iddiasıyla gündeme geldi. Vakıf, Litvanya'nın bu ihmalinin uluslararası ceza hukuku ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hind Rajab Vakfı, adını 1948'deki Filistin göçü sırasında öldürülen bir Filistinli kızdan alan bir insan hakları örgütüdür. Vakıf, özellikle Gazze'deki son çatışmalarda İsrail ordusunun sivil hedeflere yönelik saldırılarını belgelemekle tanınıyor. Litvanya'nın reddettiği soruşturma talebi, İsrailli bir askerin Gazze'de bir Filistinli sivili öldürdüğü iddiasına dayanıyor. Litvanya Dışişleri Bakanlığı, 'askerin Litvanya vatandaşı olmadığı' gerekçesiyle soruşturmayı reddetti. Ancak Hind Rajab Vakfı, askerin Litvanya'da doğup büyüdüğünü ve bu nedenle Litvanya yasalarına tabi olduğunu ileri sürüyor. Vakfın başvurusu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınmış durumda. Uzmanlar, bu davanın uluslararası hukukta 'evrensel yargı yetkisi' ilkesi açısından önemli bir emsal oluşturabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, yalnızca Litvanya-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda AB'nin Orta Doğu politikalarını da etkileyebilir. Litvanya'nın kararı, AB içinde Filistin yanlısı grupların tepkisini çekerken, İsrail ise soruşturma talebini 'siyasi bir hamle' olarak nitelendirdi. Öte yandan, Hind Rajab Vakfı'nın bu girişimi, uluslararası toplumda Gazze'deki sivil kayıplarına ilişkin hesap verme taleplerini yeniden gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin yakında konuyu ele alması bekleniyor. Uzmanlar, Litvanya'nın tutumunun AB'nin insan hakları söylemiyle çeliştiğini ve bloğun dış politikasında bir ikilem yarattığını vurguluyor. Ayrıca, bu dava, uluslararası ceza mahkemelerinin etkinliği konusundaki tartışmaları da alevlendirmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak aktif bir rol üstlenmekte ve uluslararası platformlarda Gazze'deki insan hakları ihlallerine karşı çıkmaktadır. Hind Rajab Vakfı'nın bu girişimi, Türkiye'nin de desteklediği evrensel yargı yetkisi ilkesinin bir sınavı niteliğindedir. Türk dış politikası, özellikle son dönemde İsrail-Filistin çatışmasında arabuluculuk çabalarını artırmışken, bu tür davaların uluslararası hukukta emsal teşkil etmesi Ankara'nın pozisyonunu güçlendirebilir. Ayrıca, Litvanya'nın kararı, AB'nin Orta Doğu politikasındaki çifte standardı ortaya koymakta ve Türkiye'nin 'küresel adalet' vurgusuna zemin hazırlamaktadır. Ankara'nın bu süreci yakından takip etmesi ve gerektiğinde diplomatik destek sağlaması beklenebilir.