Geçtiğimiz Çarşamba günü Himalayalar'ın eteklerinde yaşanan ve en az 10 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan sel felaketi, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Nepal'in kuzeyindeki Thame köyünde meydana gelen sel, Çin sınırındaki buzulun çökmesi sonucu oluşan dev bir su dalgasının 3 bin metreden fazla yükseklikten vadilere inmesiyle tetiklendi. Bilim insanları, bu felaketin arkasında küresel ısınmanın neden olduğu buzul erimesinin olup olmadığını araştırmak için bölgeye heyet gönderdi. Uzmanlar, buzul gölü taşkınlarının (GLOF) dünya genelinde artan bir tehdit olduğunu ve özellikle Asya'daki dağlık bölgelerde milyonlarca insanın hayatını riske attığını belirtiyor.
Buzul Gölü Taşkınları: Neden Oluyor?
Buzul gölleri, eriyen buzulların oluşturduğu doğal su birikintileridir. Küresel ısınmanın etkisiyle buzullar hızla geri çekilirken, bu göller de giderek büyüyor. Önünde doğal bir set görevi gören moren (buzultaş) barajların yapısı ise zayıflıyor. Bu barajların aniden yıkılması veya bir buzul parçasının göle düşmesiyle devasa dalgalar oluşuyor ve aşağı vadilere doğru yıkıcı bir sel halinde akıyor. Bu olaya 'buzul gölü taşkını' (Glacial Lake Outburst Flood - GLOF) adı veriliyor.
Nepal'de yaşanan son olayda da tam olarak bu mekanizma işlemiş görünüyor. İlk belirlemelere göre, yüksek kesimlerdeki bir buzuldan kopan büyük bir kütle, altındaki buzul gölüne düştü ve gölün taşmasına neden oldu. Taşan su, beraberinde tonlarca çamur, kaya ve buz parçasını sürükleyerek Thame köyünü ve çevresini vurdu. Felakette ilk belirlemelere göre 10 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda ev ve altyapı hasar gördü. Nepal ordusu ve kurtarma ekipleri, bölgede arama kurtarma çalışmalarını sürdürürken, kayıpların olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya'nın Su Kuleleri Tehlikede
Himalayalar, Asya'nın en önemli tatlı su kaynaklarını barındırıyor. 'Üçüncü Kutup' olarak da adlandırılan bu bölgedeki buzullar, Hindistan'dan Çin'e, Pakistan'dan Bangladeş'e kadar yüz milyonlarca insanın su ihtiyacını karşılıyor. Ancak iklim değişikliği, bu su kulelerini giderek eritiyor. 2019'da yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, buzullar 2000'li yılların başından bu yana iki kat daha hızlı eriyor. Bu durum önce sel riskini artırıyor, uzun vadede ise su kıtlığına yol açarak tarımsal üretimi ve enerji üretimini tehdit ediyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) verilerine göre, dünya genelinde endişe verici düzeyde büyüyen 7 binden fazla buzul gölü bulunuyor. Bu göllerin büyük bir kısmı Himalayalar, And Dağları ve Alpler gibi yoğun nüfuslu bölgelerin yakınında yer alıyor. Nepal'deki son felaket, bu tehdidin artık uzak bir geleceğin sorunu olmadığını, bugün yaşanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, risk altındaki bölgelerde erken uyarı sistemlerinin kurulması ve göl seviyelerinin sürekli izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, sera gazı emisyonlarının azaltılması için küresel çapta acil eylem çağrısı da yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini yakından hisseden bir ülke olarak Himalayalar'daki bu felaketten doğrudan etkilenmese de, küresel iklim krizi, sınır tanımayan bir tehdit oluşturuyor. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki buzullar da benzer bir erime sürecinden geçiyor. Ayrıca, Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uluslararası iş birliklerinde aktif rol alıyor ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında taahhütlerini sürdürüyor. Bu tür felaketler, gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı ihtiyacını artırıyor; Türkiye'nin, iklim risklerine karşı ulusal uyum kapasitesini geliştirmesi ve küresel dayanışmaya katkı sağlaması gerekiyor.