ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Temmuz ayında yapılması planlanan NATO zirvesi öncesinde Avrupalı müttefiklere yönelik sert sözler sarf etti. Hegseth, ABD'nin NATO kriz kuvvetlerinde kesintiye gideceğini ve Avrupa'daki askeri varlığını gözden geçireceğini açıkladı. Bu hamle, ittifak içinde uzun süredir devam eden yük paylaşımı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hegseth, Brüksel'de yaptığı açıklamada, "Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarında yeterli katkıyı sağlamadığını" belirterek, ABD'nin küresel çıkarları gereği kaynaklarını daha verimli kullanması gerektiğini ifade etti. ABD yönetimi, NATO ülkelerinin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYH) en az yüzde 2'sini savunmaya ayırması taahhüdünün tam olarak yerine getirilmesini talep ediyor. Hegseth'in çıkışı, ittifakın birliğini test eden önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin NATO kriz kuvvetlerindeki kesinti kararı, ittifakın hızlı müdahale kabiliyetini zayıflatabilir. NATO Kuvvet Mukavemeti olarak bilinen bu birlikler, özellikle Doğu Avrupa'daki krizlere anında müdahale etmek üzere konuşlandırılmıştı. Hegseth, ABD'nin Avrupa'daki varlığını "yeniden dengeleme" sürecine girdiğini ve bunun Hint-Pasifik bölgesine daha fazla kaynak aktarılması anlamına gelebileceğini ima etti. ABD Savunma Bakanı, "Avrupa'nın kendi güvenliğine daha fazla yatırım yapması gerekiyor. Biz her zaman yanınızda olacağız, ancak adil bir yük paylaşımı şart" dedi. Avrupalı müttefikler ise bu söylemlere tepkili. Almanya ve Fransa, ABD'nin geri çekilmesinin Rusya'ya karşı caydırıcılığı zayıflatacağını savunuyor. Özellikle Ukrayna savaşının devam ettiği bir dönemde, ittifak içi uyumun bozulması Moskova'nın işine yarayabilir.
ABD'nin baskısı, NATO'nun savunma harcamaları hedeflerini gündeme getiriyor. Şu anda sadece 11 NATO üyesi GSYH'nin yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirebiliyor. Türkiye ise bu ülkeler arasında yer alıyor ve hatta yüzde 2'nin üzerinde bir oranla savunma harcaması yapıyor. Hegseth'in açıklamaları, ABD'nin NATO'daki pozisyonunu sertleştirebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, ABD Başkanı'nın Temmuz zirvesine katılıp katılmayacağı da tartışma konusu. Beyaz Saray yetkilileri, Başkan'ın zirveye katılımının henüz kesinleşmediğini ancak gündemin yoğunluğu nedeniyle video konferans yöntemiyle bağlanabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltması, sadece NATO'nun caydırıcılığını değil, aynı zamanda Avrupa güvenlik mimarisini de etkileyecek. Soğuk Savaş'tan bu yana Avrupa'nın savunması büyük ölçüde ABD'ye bağımlı olmuştu. Ancak son yıllarda Avrupa Birliği, kendi savunma inisiyatiflerini geliştirme çabası içinde. PESCO ve Avrupa Savunma Fonu gibi mekanizmalar, AB'nin stratejik özerklik hedefinin bir parçası. Hegseth'in eleştirileri, Avrupa'nın bu yöndeki çabalarını hızlandırabilir. Öte yandan, Rusya'nın Ukrayna'daki saldırgan politikaları, Avrupa'nın güvenlik endişelerini artırıyor. ABD'nin kriz kuvvetlerini azaltması, Doğu Avrupa'daki NATO ülkelerinde tedirginlik yaratıyor. Polonya ve Baltık ülkeleri, ABD'nin bu adımının Rusya'yı cesaretlendirebileceğini düşünüyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, ABD'nin Hint-Pasifik'e odaklanması, Çin'in yükselen gücüne karşı bir strateji olarak görülüyor. Ancak bu kaydırma, Avrupa'da bir güç boşluğu yaratabilir. ABD Savunma Bakanı'nın açıklamaları, ittifak içindeki bölünmeleri derinleştirme riski taşıyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifakın birliğine vurgu yaparak, "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" prensibinin geçerli olduğunu söylese de, ABD'nin bu çıkışı bu prensibi test ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için kritik bir dönemeçtir. Türkiye, NATO'nun yük paylaşımı konusunda en sorumlu üyelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltması, Doğu Akdeniz ve Kafkaslar’da güvenlik dengelerini etkileyebilir. Türkiye, Rusya ile yaşadığı gerilimler ve Suriye’deki askeri varlığı nedeniyle NATO’nun caydırıcılığına ihtiyaç duyuyor. ABD'nin kriz kuvvetlerini kesmesi, Türkiye’nin güney sınırındaki tehditlere karşı müttefik desteğini azaltabilir. Ayrıca, Yunanistan ile yaşanan Ege ve Kıbrıs sorunlarında NATO'nun dengesi değişebilir. Türkiye’nin savunma harcamalarındaki yüksek oranı, ABD ile müzakerelerde elini güçlendirse de, ittifak içindeki bu tür sürtüşmeler Ankara’nın çok boyutlu dış politikasını zora sokabilir.