İtalyan savcılar, 1990'larda kuşatma altındaki Saraybosna'da "keskin nişancı turizmi" (sniper tourism) olarak adlandırılan eylemlere katıldığı öne sürülen kişilere yönelik soruşturmada, şu aşamada herhangi bir şüpheli hakkında dava açmak için yeterli delil bulunmadığını belirtti. Konuya doğrudan bilgi sahibi bir kaynak, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Milano Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmanın henüz mahkeme aşamasına geçmek için yeterli kanıt toplayamadığını söyledi. Kaynak, soruşturmanın devam ettiğini ancak mevcut bulguların iddianame düzenlemek için yetersiz olduğunu vurguladı.
Soruşturmanın Arka Planı ve Keskin Nişancı Turizmi İddiaları
Soruşturma, 1992-1995 yılları arasında Sırp güçleri tarafından kuşatılan Saraybosna'da, bazı yabancıların gönüllü olarak veya maddi kazanç karşılığında keskin nişancılık yaptığı iddialarına dayanıyor. Bu kişilerin, sivil hedefleri de vurarak kentte terör estirdiği öne sürülüyor. Kuşatma sırasında yaklaşık 11 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. İtalyan basınında çıkan haberlere göre, İtalyan vatandaşı olduğu belirtilen bazı kişilerin bu eylemlere karıştığı iddiaları üzerine Milano savcılığı 2019'da soruşturma başlatmıştı. Ancak iddiaların üzerinden yıllar geçmesi, tanıkların bulunmasındaki güçlükler ve olay yerindeki delillerin kaybolması gibi nedenlerle soruşturma yavaş ilerliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bosna Savaşı'nın Hukuki Mirası
Saraybosna kuşatması, Bosna Savaşı'nın en kanlı sayfalarından biri olarak tarihe geçti. Sivil kayıpların büyük bir kısmı keskin nişancı ateşi sonucu meydana geldi. Savaşın ardından Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) birçok savaş suçlusunu yargılamış olsa da, 'keskin nişancı turizmi' iddiaları gibi daha spesifik konular mahkemenin gündemine gelmemişti. Bu nedenle İtalya'daki soruşturma, Bosna savaşındaki savaş suçlarının ulusal mahkemelerde yargılanması açısından önem taşıyor. Ancak delil yetersizliği, bu tür davaların ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha gösteriyor. Soruşturmanın akıbeti, uluslararası hukukta savaş suçlarının zamanaşımı ve delil toplama güçlükleri açısından emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, savaş suçlarının cezalandırılması ve uluslararası hukukun üstünlüğü bağlamında önem taşımaktadır. Türkiye, Bosna Hersek'teki barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik politikalarını sürdürürken, savaş suçlarının faillerinin adalet önüne çıkarılması gerektiğini savunmaktadır. Delil yetersizliği nedeniyle dava açılamaması, benzer durumlardaki mağdurlar için adalete erişim sorununu gündeme getirmektedir. Ayrıca, Balkanlar'da geçmişin yaralarının sarılması ve toplumsal barışın tesis edilmesi açısından, savaş suçlarının aydınlatılması kritik bir rol oynamaktadır.